"Sanki kafamın içinde bir kovan vardı da oğul vermişti, vız vız vızıldıyordu. Ama düşünmeden duramıyordum. İstemesem de düşünce, kendi düşünüyordu. Kafamdan atmak istiyordum, kavak ağacından kovalanan kargalar gibi başımın üstünde dönüp duruyorlardı. Gaklıyor, vıyaklıyorlardı. Düşünce, senin düşüncen, ama kovalamaya gücün yok."
"Ama insan yatağa çakılmışken, bok üstüne tünemiş sinek gibi zamandan bol ne var. Uyku muyku da hak getire. Konuşayım desen, ne konuşacaksın, hep aynı şeyler. Bir saat sanki bir gün gibi uzar da uzar, gün aya, ay yıla dönüşür sanırsın. Hani insanın sonsuzlukta bile bu kadar çok zamanı olmaz. Bu boş zaman işi, hastalıktan da kötüdür."
"... uyanınca düşünceler aç kırlangıçlar gibi üşüşür. Hele hastanedeysen, istemediğin kadar düşünce gelir insanın aklına. Hani sağlıklıyken aklına gelmeyen ne varsa. Çünkü insan sağlıklıyken yalnızca bu dünyayı düşünür. Öteki dünyayı düşünmeye kalksa, camdan kayan dalga gibi akar düşünceler. Ne de olsa oraya, tüm ruhun, bedenin ve düşüncelerinle gitmek lazım. Temelli."