"... insanların kendilerini diğerlerine karşı üstün hissetmeye karşı güçlü bir gereksinimleri olduğunu öğreniyor. Kim oldukları önemli değil, daha kötü olan birini bulmaları gerekiyor. Kimin daha iyi ve kimin daha kötü olduğu da engin bir rastlantısal durum silsilesine bağlı. Açık renk gözlüler kendilerini koyu renk gözlülerden daha üstün görür. Bu arada koyu renk gözlü de açık renkliye yukarıdan bakar. Ormanların yakınında yaşayanlar, göllerin kenarında, açıkta yaşayanlara göre kendilerini üstün görürler ya da tam tersi. ... Kasabalılar, köyde yaşayanlardan daha iyi olduklarını düşünürler ve köylerdeki insanlarsa kentlilere kötü davranır. Bu, insan dünyasını birlikte tutan tutkal değil mi? Başka insanlara gereksinim duymamızın nedeni, onlardan daha iyi olduğumuzu bilmenin bize verdiği zevk mi? Şaşırtıcı bir biçimde en çok aşağılanır görünenler dahi kimsenin onlardan daha kötü olmadığı gerçeğiyle, bu aşağılanmadan sapkınca bir tatmin duyarlar, dolayısıyla bu durumda üstündürler."
"Pek çok sorun var, var olmasına ama ben her şeyin iyi tarafından bakmaya çalışıyorum. Neden bazıları varlığa boğulmuşken başkaları yokluk içinde? Varlık derken, yalnızca maddi şeyler değil, her zaman iş güç, șans ya da sağlık olarak varlık. Keşke her şey eşit bölünebilseydi..."
"Öyle ya, bize göre daima, birinin diğerinin üzerinde durduğu, alttakini her şeyi yapmaya zorladığı basamaklar vardı. Biri daha önemli olmalıydı, öteki ise daha az..."