ymono

dost musunuz, düşman mı?
7/10
·656 syf.··
2025 19. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 18:52
!!!SPOILER İÇEREBİLİR!!! Önceki yazılan incelemeleri azcık incelediğimde, hemen hemen çoğu kişinin benzer noktada buluştuğunu gördüm: “Karmaşıklık.” Kitap, okuyucuyu içine çekiyor çekmesine fakat beklentisini karşılayan kişi sayısı, karşılamayandan az. Benim ise beklentimi karşıladı mı? Yani... Belki biraz. Zaten kitabın en başında spoiler yiyerek başlıyorsunuz. Bu, okuyucuya zaten haber verilen bir durum: “Ben size olayın kopuş yerini şimdiden haber veriyorum; siz olayın sürecine, ilmek ilmek işleyişine şahit olacaksınız,” diyor. Haklı da. Çünkü eğer olayın en başından habersiz bir şekilde kitabı okusaydık, 300 sayfası boşa okunmuş bir kitap olacaktı. Fakat olayı bildiğimiz için sürecin nasıl ilerlediğini yavaş yavaş okumak, bizi oranın yedinci karakteri gibi göstermektedir: Richard, Bunny, Henry, Francis, Camilla, Charles ve biz. Ama biz Richard’ın dostuyuz. Richard tarafından diğer karakterleri gördüğümüz için diğerlerine karşı önyargılı yaklaşma ihtimalimiz yüksek. Karakterlerimiz bugün dost olup yarın arkamızdan mezar kazabilirler, hiç güven olmaz. Ee şimdi Bunny’nin ölümünü öğrendiğinize göre kitabın bir olayı kalmadı o zaman diye düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Kitaptaki tek sürpriz Bunny cinayeti değildi. O, sadece okuyucuyu kitaba çekmek için başında verilmiş bir “yem.” Devamında güzel şeyler sizi bekliyor diyemem; ki bence çok da büyük bir beklentiyle kitaba başlamayın. Çünkü bir süre sonra kitap, sürekli içki ve sigara içen, uyku düzeninin içine eden, pislik, leş kokulu, insanlarla ilişkileri kötü, kendilerini anlamaktan aciz arkadaş topluluğu, güvensizliğin tavan yaptığı, bütün ilişkilerin çıkar ilişkisine döndüğü sıradan üniversite öğrencilerini okuyacaksınız. "Ergen dizisi" izliyormuş gibi hissettiğim çok yer olmuştu. Hayır, benim anlamadığım
Edebiyat
Gizli TarihDonna Tartt · Pegasus Yayınları · 20182,931 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Emanet olan çocuk mu, yoksa duygular mı?
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 11:11
(SPOILER İÇERMEKTEDİR!!) Öncelikle kitabın fiziksel yapısına değinmek istiyorum. Emanet Çocuk, kısa olmasıyla insanı şaşırtan bir kitap. Bu kadar kısa bir anlatı yeterli mi, eksik mi kaldı, açıkçası emin olamadım. Bence 100-150 sayfalık bir anlatım, hikâyenin duygusal derinliğini daha da iyi yansıtabilirdi. Ancak öğrendiğim kadarıyla Claire Keegan genelde bu tarzı tercih ediyormuş—bazı şeyleri doğrudan anlatmak yerine, okuyucunun hayal gücüne bırakmayı seviyor. Bu, yazarın bilerek tercih ettiği bir sadelik. Beni en çok etkileyen tema: “ait olmaya çalışmak” Küçük kızın başka bir aileye verilmesiyle başlayan bu kısa hikâye, aslında büyük bir iç yolculuk. İlk başta çekingen olan kızın, yeni ailesini yavaş yavaş benimsemesi çok güzel işlenmiş. O evde sevilmiş olması, değer görmesi onu değiştiriyor. Artık sadece sessizce izleyen biri değil, bir şeyler yapan, yardım eden, varlığını hissettiren biri olmaya başlıyor. Sonlara doğru, kuyudan su çekmeye gitmesi—kimsenin ondan beklemediği bir anda—onlara ne kadar bağlandığını gösteriyor. Sevginin, ilginin karşılıksız kalmadığını hissetmek, bir çocuk için en büyük iyileşmedir. Evine döndükten sonra, kızın “he” yerine “evet” demesi bile bir kırılma noktası. Bu tek kelimeyle bile değişmiş olduğunu hissediyorsun. Kısacık bir zaman diliminde, bir çocuk büyüyor, iyileşiyor ve hayatında ilk kez sevildiğini fark ediyor. Veda vakti geldiği zaman babasını gördüğünde ağlaması, içinin ne kadar sıkıştığını anlatıyor. Eski hayatına, öz ailesine dönmek istemediğini açıkça belli ediyor. Kitabın özeti gibi olan cümle; “İçine doğduğun aileyi seçemezsin.” Ama bir yere ait hissetmek… işte o, bazen sana sunulan bir armağan olabiliyor.
Edebiyat
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,3bin okunma
SİS (NOT: YAZI, BAŞTAN SONA SPOILER İÇERİR!)
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 22:12
NOT: YAZI, BAŞTAN SONA SPOILER İÇERİR! Miguel de Unamuno’nun eseri olan Sis, 1914 yılında İspanyol edebiyatının bir ürünüdür. Önsözüyle bile bir varoluş karmaşasının içine çekiyor sizi. Kitabı anlamadan önce oldukça karışık gelen bu eser, anladıktan sonra çorap söküğü gibi akıp gidiyor. Başkahraman Augusto Pérez, ne yapacağını bilemeyen biri olarak yoldan geçen alelade birisine âşık olmasıyla hayatının akışını değiştiriyor. İster istemez kendisini bir varoluş sıkıntısının içinde buluyor ve doğal olarak kendini keşfetmek istiyor. Âşık olduğu kız ise oradaki meşhur piyano hocası Eugenia’dır. Augusto, tanışmak için peşine takılıyor; nerede yaşadığını öğrendikten sonra evin hizmetçisiyle görüşme fırsatı yakalayıp kendini tanıtıyor, sırf Eugenia ile bağlantı kurabilmek için. Daha sonrasında Eugenia’yı kendi çevresine anlatıyor ve şaşırtıcı bir şekilde, kendisi hariç herkesin onu tanıdığını fark ediyor. Bu duruma oldukça şaşırıyor ve çevresinden gelen "o kızla evlenmelisin" baskılarından sonra, kendisinin de körkütük âşık olduğuna inanmaya başlıyor. İlk günlerde kafasını çok sevdiği oyunlara bile veremeyen Augusto, o kızın kesinlikle kendisinin olması gerektiğini düşünüyor. Hayatın ve yaşamanın sebebini bulmuş gibi sevinç dolu günler geçiriyor. Hayat tesadüfleri sevdiği için, Augusto kızın evinin çevresinde gezinirken bir olay sonucu ev halkı tarafından da sevilir. Böylece Eugenia’nın hayatına dair bazı bilgiler öğrenir ve onun için bir şeyler yapmak ister. Tabii bu süreçte, birden kendini herkese âşık zannederek bütün kadınları ilgi odağı haline getirir. Kiminle evlenmek istediğine karar veremez ve çevresindeki farklı kadınlarla evlenmeyi düşünür. Yakın dostu Víctor ile evlilik ve ilişkiler üzerine yaptığı sohbetlerden sonra, evlilik hakkında fikirleri biraz değişir
Edebiyat
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma