Zihnim "sikilmiş" gibi hissediyorum. Evet tam olarak tanımı bu.
Zorla okumadım bu kitabı sonucta, tecavüz ettiğini kim söyleyebilir?
Dönemine göre (!) özgün ve özgür düşüncenin doruğu, sapkın bir isyancı olarak bahsedilen Sade'i sapkın olarak değil; hastalık etkeni, bir çeşit bakteri ya da daha kötüsü salgına yol açabilecek bir çeşit virüs olarak değerlendirmek gerektiği kanısındayım.
Düşünceler kağıda dökülüp bir başkasının zihninde cerayan ettiğinde pasif halden aktif eylem haline dönüşür. Okurun bu etkiden ne şekilde etkileneceğini belirleyen şey, şu ana kadar kendisini ne şekilde var ettigi ile doğrudan bağlantılıdır. Yazar sadece aktarir belki, fakat aktardıklarını işiten, algılayan beynin bu düşüncelerle ne yapacağı asla bilinmez.
Sessizce vücudumuza girip herhangi bir belirti vermeyen, taşıyıcı oldugumuz bir cesit virus gibi ele alalım"düsünceler" i. Hayatiniz boyunca onunla yasayabilirsiniz o bedeninizde hiç bir semptom göstermeden varlığını sürdürürken . Peki temasa gecip partnerinize bulastirdiginizda tasiyici mi yaparsiniz onu hasta mi edersiniz?
Bir virüs herkeste aynı etkiyi yaratmaz. Kimisinde yaşayamaz, kimisini öldürür, kimisini hasta eder kimisi ile bütünleşir. Ama bulaşır, eğer aşınız yoksa bulaştıkça var olmaya, var oldukça çoğalmaya, büyümeye en kötüsü de kanıksanmaya devam eder.
Düşüncelerin eylemlerimiz üzerindeki gücünü neden anlatmaya çalıştım, Sade'in kitabında salıverilen virüs nerede?
Sade 'in kitabını; normatif değerlere meydan okuyan, alışılagelmiş kalıplara aykırı, zevkin ve özgürlüğün motto olarak belirlendiği bir eser olarak değerlendirmek mümkün. Elestirileri, koşulları göz önünde tutuldugunda cesareti takdire sayan. Fakat bir kisinin özgürlüğünün bir başkasının özgürlüğünü engellediği yerde bittiği göz önünde