İçimden gelen bu tuhaf engelle karşılaştığım o an bile kendimi böylesi şeylerden mahrum bırakmanın ahmakça ve anlamsız olduğunu elbette biliyorum. İnsanın başkalarına yasak olan keyifleri kendisine de yasaklamasının, başka birisi mutsuz olduğu için kendisine mutluluğu men etmesinin saçma olduğunu biliyorum. Biz gülerken, aptalca şakalar yaparken, her saniye birilerinin bir yerlerde yatağında hırıltıyla hayata veda ettiğini, binlerce pencerenin arkasında sefaletin saklandığını, insanların aç olduğunu, fabrikalarda, devlet dairelerinde, hapishanelerde bir sürü insanın her an kölelik yaptığını, insan kendine anlamsızca işkence etse de diğer insanların derdinin hafiflemediğini biliyorum. İnsan bu dünyada aynı anda yaşanan sefaleti hayal etmeye başlarsa uykuları kaçar, gülüşü ağzında donar kalır, bundan eminim. Ama düşünülen, hayal edilen dert değil insanı yıkan, mahveden; aslında sadece ruhun merhamet dolu gözleriyle gördüğü, ortak olduğu dertler insanı gerçekten sarsıyor.