Yoktan çıksan da yoktan çıkamadın, Yolunu bilen, yolunda yoku bulur. Yolunu bulamayanın ise hep bir bahanesi olur. Kimi kendine sığınır, kimi zamana yükler suçu, Oysa yön dediğin şey, insanın içindeki duruşu. Bir adım ya hakikate ya da kaçışa açılır, İnsan en çok kendinden kaçtığında kaybolur.(a.ka)
Felsefe-Düşünce
Soru-yorum
Modern bilim, doğrusal ilerleyen birikimli bir süreç midir; yoksa Thomas Kuhn’un savunduğu gibi devrimler ve paradigma kaymalarıyla yön değiştiren kesintili bir anlatı mıdır?
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Doğadaki her şeyin insana anlattığı bir gerçek vardır aslında. Rüzgar, bazen yön değiştirmenin kaybolmak değil, kendini bulmak olduğunu öğretir.🌬 Ay, her eksilişin ardından yeniden tamamlanabileceğini gösterir.🌙 Yıldızlar, en derin karanlıkta bile ışığın var olabileceğini hatırlatır. 🌠 Güneş ise her sabah yeniden doğarak, hayatın "bitti" dediğin yerde bile devam ettiğini anlatır. ☀️
Duygu ve Düşünce
Güneşin en erken doğduğu, ve ilk aydınlattığı topraklarda gözlerimi açtım bu sabah… Balkona çıktım, herzamanki gibi aç karna bir sigara yakıp uzun zamandır hasretini çektiğim manzaranın seyrine durdum. Önce dört bir yanı kuşatmış gelincikler çarptı gözüme, Kızılın en saf, en dokunaklı hâliydi bu. Ufka kadar uzanan tarlalar, sanki usta bir ressamın fırçasından dökülmüş renklerle kaplanmıştı. Rüzgâr her estiğinde gelincikler dalgalanıyor, kırmızı bir denizin üzerinde görünmeyen akıntılar dolaşıyormuş hissi uyandırırdı bende. Sigaramdan bir nefes daha çekerken, diz boyu uzanmış ve gelinciklerin arasına serpilmiş Papatyalar bütün ahengi ile dikkatimi çekti. Beyaz taç yapraklarıyla güneşe dönmüş binlerce küçük yüz gibi dururlardı ovanın ortasında. Çocukluğumun yolları onların arasından geçerdi. Her adımda başka bir papatya eğilir, başka bir papatya doğrulurdu. Toprağın sessizliği içinde onların varlığı, hayatın bütün karmaşasına rağmen dünyanın hâlâ temiz ve masum bir yanı olduğunu hatırlatırdı insana. Ve en nihayetinde, bakışlarımın bulunduğum yere yakınlaştığını evin alt tarafında bulunan, etrafı sazlık ve yabani otlarla çevrilmiş “köyün en eski ve ilk çeşmesine değdiğinde anladım. Biraz ilerisinde de bahçemizdeki ağaçlara daldım. Ağaçlar meyve bağlamış… Dutlar kararmış…Dalların kuytusuna yuva yapan kuşlar ise kuluçkaya yatmıştı… Bütün güzellikleri bir arada tutan Doğa ana ise, en görkemli giyisisi ile karşılamaya yelteniyordu, uzak diyarlardan dört nala gelen kavruk yaz aylarını, Bozkırın sarısı karışıyor ağır ağır yeşiline ovanın, eteklerine dağların. Ve böylesi günlerde mevsim değişiminin ayak sesleri duyulmaya başlardı. Bahar bütün ihtişamıyla son kez görünür, ardından yerini yavaş yavaş yaza bırakırdı. Bu bir savaş değil, bilakis bir devir teslimdi. Çiçekler,
1000Kitap
Tek bir anlamlı bütün -bir kişi- olarak, tek bir yerde duramayız bir türlü - çeşitli parçalara bölünmüş, bazen dağınık, bazen toparlanarak, ama hep yeniden dağılarak, birkaç koldan ilerlemeğe çalışırız. Tek bir yön tutturamamış olmanın acısını çekeriz hep, ama, aslında, o 'tek' yön, olsaydı-bulunsa, bulunabilseydi- sonumuz olurdu. Oruç Aruoba
Alıntı
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam