Hazine bir yerlerde değilde , benliğimde sanki ha :)
6/10
·192 syf.··
2026 17. kitabı
Simyacı kitabında odak benimce , sürekli bahsi geçtiği üzere" kişisel menkıbe " denilen şu iki kelimenin üzerinde dönmektedir. Bu iki kelimeden de anlaşılacağı üzere yazar hayatın anlam arayışına kişinin yön verdiğini ve bu yön doğrultusunda karşılaştığı imgeler barındıran olayların, kişiyi imtihan eden öğelerin ve buna benzer tamamiylen olayların şekillerini oluşturacak şeyin; kişinin bu imtihanları kendine göre yorumlamasıyla ve anlam arayışına yön verebilmesiyle teyit edilebileceğini de söylemektedir . Kitapta bahsi geçen bu serüven de ; rüyasında bir yere gomülen hazineye ulaşması gerektiğini gören bir çobanın başından geçmektedir. Çobanın bu hazineye ulaşma serüveninde birçok şeyle karşı karşıya kalmıştır . Yeri geldiğinde bilge birine denk gelmiş , yeri geldiğinde bazı şeylere sınanmıştır.( aşk gibi ) Fakat bütün bunlar hazineye gidilen yolda onun karşısına çıkan engeller değil de ; yazar burda olanların onun için yürüdüğü şu girdapta anlam arayışına netlik vermiş ve bu yolculukta ona yeni yollar tanıma imkanı sağlamıştır. Her şeyden bir yerlerde gömülü olan hazinen aslında kendi içindeki olduğunu yani asıl cevherin kendisi olduğunu; yazar ona çatmaktadır.
Duygu ve Düşünce
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma
Puan vermedi
Netflix'in ödüllü animasyon serisi Arcane ile tanıdığımız Ambessa Medarda'nın hikâyesi, bu kez tüm ihtişamı ve karanlığıyla sayfalara taşınıyor. Ambessa: Kurtun Yükselişi, yalnızca bir savaşçının yükselişini değil; gücün bedelini, aile bağlarının kırılganlığını ve iktidar uğruna verilen acımasız mücadeleyi anlatıyor. Ambessa Medarda, savaş meydanlarında efsaneler yaratmış, düşmanlarına korku salmış bir generaldir. Ancak kader ona daha büyük bir hedef göstermiştir: Noxus İmparatorluğu'nun tahtı. Bu hedefe ulaşabilmesi için önce kendi hanesinin lideri olması gerekir. Ne var ki karşısında, geçmişinin en karanlık sırlarını bilen kuzeni Ta'Fik vardır. Savaş sadece kılıçlarla verilmez. Saray koridorlarında fısıldanan entrikalar, aile içindeki ihanetler ve gölgelerde hareket eden görünmez güçler, Ambessa'nın önündeki en büyük engeller olacaktır. Bu mücadelede kızı Mel Medarda da kendi zekâsı ve yöntemleriyle annesinin kaderine yön vermeye çalışır. C. L. Clark'ın güçlü kaleminden çıkan bu roman; epik savaş sahneleri, politik entrikalar, unutulmaz karakterler ve anne-kız ilişkisine dair derinlikli anlatımıyla Arcane evrenine yeni bir boyut kazandırıyor. ​
Ambessa: Kurt'un SeçilmişiC. L. Clark · İthaki Yayınları · 202514 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·96 syf.··
2026 13. kitabı
Selam canım arkadaşlarım, şimdi bir Jules Verne kitabıyla geldimmm Bu kitabı elime alırken yine o bildiğimiz Jules Verne macerasını bekledim açıkçası. Sayfalar hızla aksın, olaylar birbiri ardına gelsin istedim. Kitap üç ayrı öyküden oluşuyor ve her biri daha çok insanın iç dünyasına, hırslarına, korkularına ve yaptığı seçimlerin sonuçlarına odaklanıyor. Bilimsel keşiflerden çok karakterlerin yaşadığı gerilim, çatışma ve psikolojik yön ağır basıyor. Kurduğu atmosfer yer yer karanlık ve düşündürücü; özellikle insan doğasına dair yaptığı vurgular dikkat çekici. Ama sanırım tam da burada beklentimle kitap biraz ayrıştı. Daha hareketli, daha macera dolu bir kurgu beklerken daha sakin ve yer yer ağır ilerleyen bir anlatımla karşılaştım. O “hadi bir bölüm daha” heyecanını her öyküde aynı şekilde hissedemedim. Daha çarpıcı bir etki bırakmasını isterdim. Yine de Verne’in farklı bir tarafını görmek güzeldi. Sadece ben galiba onun o soluksuz maceralarına biraz daha aşığım. Bu kitap beklentimi tam karşılamadı ama yine de diğer eserlerine de şans vereceğim #julesverne #cansununkitapligi #reels #kitap #book
Edom - Frritt Flakk - HumbugJules Verne · İthaki Yayınları · 202580 okunma
Zamansız Bir Hakikat: Birbirimizi Sevebilmek
Puan vermedi·316 syf.·
2026 20. kitabı
Bazen sayfaları sararmış, eski basım bir kitap geçer elinize. Okuması fiziksel olarak yorucu olsa da satırların arasındaki o derinlik sizi öyle bir yakalar ki elinizden bırakamazsınız. Benim için son dönemin böyle bir yolculuğu, yazarın söyleşilerinden derlenen zamansız bir eserle oldu. Kitabı kapatıp üzerine düşündüğümde fark ettim ki bundan yüzyıllar önce yaşamış felsefecileri de okusak, yakın dönemin psikologlarına da baksak insanlığın özü ve arayışı hep aynı noktada düğümleniyor: İletişim, emek ve sevmenin bir gönüllülük işi olduğu gerçeği. Tek Kürekle Sandala Yön Verilemez Kitapta çok güçlü bir metafor var: Bir sandaldasınız ve tek bir küreği sallayarak o sandala kalıcı bir yön veremezsiniz. İlişkiler de tam olarak böyle. Her ne kadar kendi dünyamızda kendimizi en kıymetli, en merkezdeki kişi olarak görsek de o devasa okyanusta aslında hepimiz birer damlayız. Birbirimizin gözünde bir dünya olabiliriz ama bu koca evrende çok küçüğüz. İşte bu yüzden, o okyanusun içinde kaybolmamak için dünya üzerindeki yerimizi kıymetlendirmeyi, o iki çift gözde anlam bulmayı ve o anlamı birlikte büyütmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Teknolojik Yalnızlık ve "Alternatif" İllüzyonu Kitap aslında 1980'lerde popülerlik kazanmış bir eser. O dönemin "yalnızlaştıran vebası" televizyonken, bugün yerini sosyal medyanın devasa ağına bıraktı. Şimdilerde bize "alternatifler" adı altında, herkesin yerinin doldurulabileceği illüzyonu pazarlanıyor. Oysa gerçek şu ki insanın herkeste bir şey bulma, herkesi sevebilme dürtüsü son derece sığdır. Bir görselliği sunabilir, vitrini parlatabilirsiniz ama geçinmek, yaşamak ve yaşatmak bir gönül ve zihin işidir. Üstelik sevmek, teorik olarak kitaptan veya masa başından öğrenilebilen statik bir bilgi de değildir; sevmek, sadece ve sadece karşılıklı iletişimle
Birbirimizi SevebilmekLeo Buscaglia · İnkılâp Kitapevi · 2020298 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 62. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:48
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Wilhelm Genazino'dan “Elden Düşme Dünya” adlı kısa romanı oldu. İç monologların çokça yer aldığı, isimsiz kahramanımız, günlük hayattan ve çoğul ilişkilerinden beklentileri, kararsız davranışları yön vermeye acz edemeyen bir yaşantı onunkisi. Aşk ve yaşamda, çelişki dolu hayıflanmalarla geçen ömründe; elden düşme bir dünyanın içinde debelenir karakterimiz. #kitapalıntısı Uçabilen hayvanlar olsaydık arada bir kanat çırpabilirdik. Ama insandık ve bütün çıplaklığımıza rağmen alışkanlıklarımızla örtünüyorduk.
Edebiyat & Roman
Elden Düşme DünyaWilhelm Genazino · Jaguar Kitap · 2020799 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 21:38
“Bir şehrin sokakları unutulur; ama o sokaklarda yaşanmış acılar insanın hafızasına kazınır.” Bazı kitaplar vardır; onları okurken yalnızca satırları takip etmezsiniz, satırların arasına gizlenmiş hayatları dinlersiniz. Aksaray’dan Bir Perihan, benim için tam da böyle bir romandı. Kitabı elime aldığımda bir hikâye okuyacağımı düşünüyordum; kapağını kapattığımda ise insan ruhunun derinliklerinde dolaşmış, nice suskunluğa ortak olmuş biri gibi hissettim. Edebiyatın en büyük gücü, bize hiç tanımadığımız insanların acılarını kendi acımızmış gibi hissettirebilmesidir. Bu roman da bunu büyük bir başarıyla yapıyor. Perihan’ın hikâyesi aslında yalnızca Perihan’ın değil; hayalleri yarım kalan, sesini duyuramayan, kaderi başkaları tarafından yazılan insanların ortak hikâyesi. Bu yönüyle eser, bireysel bir yaşam öyküsünün çok ötesine geçerek toplumsal bir hafızaya dönüşüyor. Roman boyunca beni en çok etkileyen şey, yazarın insan ruhunu büyük bir dikkatle işlemesi oldu. Karakterler siyah ya da beyaz değil; tıpkı gerçek hayattaki insanlar gibi çelişkileri, pişmanlıkları, korkuları ve umutlarıyla var oluyorlar. Hiç kimse tamamen haklı ya da tamamen suçlu değil. Belki de hayatın en gerçek tarafı tam olarak burada saklı. Perihan karakteri ise uzun süre zihnimden çıkmayacak kadar güçlü yazılmış. Onun yaşadığı her hayal kırıklığında içim burkuldu, verdiği her mücadelede sessizce yanında yürüdüm. Bazen ona kızdım, bazen hak verdim ama hiçbir zaman kayıtsız kalamadım. Çünkü iyi yazılmış karakterlerin en belirgin özelliği budur; onları yalnızca okumaz, tanırsınız. Perihan da sayfalar ilerledikçe yabancı biri olmaktan çıkıp hayatın içinden tanıdığımız bir insana dönüşüyor. Aksaray yalnızca olayların geçtiği bir şehir değil; romanın görünmeyen kahramanı. Sokakları, insanları,
Edebiyat
Aksaray'dan Bir PerihanSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022281 okunma