büşra⋆˚࿔

büşra⋆˚࿔
ENFP “don’t you ever let a soul in the world tell you that you can’t be exactly who you are” ── .✦
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 13:13
Kitabın ilk 50-60 sayfasında anlatılanları anlayamayıp sıkıcı bulabilirsiniz distopya türündeki bir kitap için olağan bir durum. Dili pek akıcı sayılmaz ayrıca sürükleyici de değil. Fakat olay örgüsüne girince akıp gidiyor son sayfasına kadar kitaba dair düşünceleriniz değişebilir. Kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum günümüz sosyal yapısını ve zevk unsurlarının basitleşip köreltirilerek insanı uyuşturması eleştirel bir yönden ele alınmış. Kitap Aldous Huxley tarafından 1932 yılında yazılmış. Bu zamanlarda seri üretim de başlamış, insanlar tüketmeye yatkın hale gelmiş. Bu yüzden yazar korkmuş ve insanları uyarmak için bu eseri kaleme almış. Kitapta insanlar kuluçka merkezlerinde, fabrikalarda falan üretiliyor. Bunun için yapay döllenme kullanıyorlar. Sadece belli insanların üreme yeteneği var ve onlardan alınan hücrelerle insanlar oluşturuluyor. Anne, baba, aile kavramı yok ve bunlar pornografik birer kavram olarak görülüyor. Çoğu kişi kısır olduğundan tek eşlilik de yok. Hatta bunun için sözleri bile var: 'Herkes herkes içindir.' Dolayısıyla kimseyle uzun ilişki süremezsiniz kimseye aşık olamazsınız. Nitekim duygu kavramı da yoktur. İnsanlar robottan farksızdır. Bir şekilde duygulanan, üzülen, hayatı sorgulayan biri olursa çözümü basittir. SOMA hapı. Bu bir uyuşturucu ve herkes buna rahatça ulaşabiliyor. Bu yüzden kitapta sorgulayan insan neredeyse yok. Gelelim sınıf sistemine. Kitapta insanlar zeka ve fiziksel özelliklerine göre sıralanmış.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Reklam
9/10
·304 syf.··
2025 84. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 00:00
Yaşanmışlıkların acısı, hayatı çekilmez bir hale getirmeye başladığında tek çare ölmek midir? Bir ihtimal daha varsa buna kim hayır diyebilir? Sezin’in daha önce “Otuz Yedi” kitabını da okumuştum hem bu tarz konulara olan ilgim hem de Sezin’in müthiş kurguları sayesinde bir çırpıda bitirmiştim kitabı. “On Dün Önceki Kız”da görüyoruz ki kendini daha da geliştirmiş ve çok daha akıcı, şaşırtıcı, okurken soluksuz bırakan bir kurguyla geri dönmüş. Sonu ağzımı bir süre açık bıraktı, hayata karşı olan seçimlerimizi, gittiğimiz yolları sorgulamamı sağladı. İz bırakacak türden bir kitap.
On Dün Önceki KızSezin Karameşe · İnkılap Kitapevi · 01,019 okunma
6/10
·384 syf.··
2025 68. kitabı
Akşam olmuş, geç saatte işten dönmüşsün ve ev karanlıklar içinde. İçeri adım atıyorsun ve telefon çalıyor. Cevap veriyorsun ve dünyan alt üst oluyor. On dört yaşındaki kızın kaçırılmış ve onu kaçıranlar yarım milyon sterlin istiyorlar. Parayı toparlaman için sana 48 saat veriyorlar. Eğer polisi ararsan kızın ölecek. Konusunu ilk okuduğumda bu kitabı okumak için çokça heyecanlanmıştım ve hemen satın alıp akşamında kitabı okumaya başlamıştım ama ne yazık ki kitap vadettiği heyecanı, gerilimi yaşatmıyor. Kurgusu çok basit kalmış, bir sonraki sayfada ne olacağını tahmin etmekte pek zorlanmıyorsunuz. Maalesef hayal kırıklığı
Son 48 SaatSimon Kernick · Olimpos Yayınları · 20171,185 okunma
6/10
·264 syf.··
2025 15. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 17:14
Connell ve Marianne, İrlanda’nın küçük bir şehrinde yaşayan, aynı okula giden iki genç. Connell okulun en popüler ve başarılı öğrencilerindenken Marianne içedönük, sevilmeyen, hatta dışlanan bir tip. İkili bir gün sohbet etmeye başlar ve bu sohbet giderek uzar, ikisinin de hayatını değiştirecek bir ilişkiye dönüşür. Normal İnsanlar arkadaşlık, karşılıklı çekim ve aşk üzerine bir roman. Büyük beklentiyle başladığım bu kitabı hayal kırıklığı ile bitirdim. Çok fazla övülmesi, ödül alması ile bu kitaba olan ilgim artmıştı ancak çok çok abartılan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Dizisi bile yapılmış ve sırf meraktan izledim. Ama Sally Rooney’in okunası daha pek çok romanı varken “Normal İnsanlar”ı vakit kaybı olarak görüyorum.
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Koku
8/10
·264 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2024 14:33
18. Yüzyıl Fransasında yaşayan Jean Baptiste Grenouille kokulara karşı dayanılmaz şekilde zaafı olan bir adamdır. Kendine ait bir kokusu olmadığını fark ettiği gün dehşete kapılır. Bunu fark ettiği andan itibaren mükemmel kokuya ulaşabilmek için insanların kokularını çalmaya hatta bunun için cinayetler işlemeye başlar. Fransa’nın en pis koktuğu dönemin içine doğar Grenouille ve bir bebek gibi kokmaz. Fakat olağanüstü yetenekli bir çocuktur. Kendi kokusu olmadığını fark etmesiyle beraber var olma mücadelesi de başlar. Aslında roman kişisel olarak kendini bulma ve bir tür var olabilme savaşıdır. Süskind, romanın bir yerinde Grenoulle aradığı kokuyu bulmak uğruna kendini iyice kaybettiği anların birinde şöyle bir cümle kurar: “Onu elde etmeliydi. Sırf Sahibi olmak için değil. Yüreğinin dinginliği aşkına.” Koku bir adamın kendini bulma süreci değildir sadece. Tarihsel ve toplumsal bir eleştiridir aynı zamanda.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma
Reklam