7/10
·392 syf.·
2026 123. kitabı
Polisiye romanlarini okumayi seviyorum ama gercekten bu kitapta yoruldum. Önce Grace'in hayatı ile başlayip sonra üvey ailesi olan Artemis hanedanlığının fertlerini nasil ortadan kaldırdığını okuyoruz ama bariz saçma yerler vardı. Neyse sonunda ters köşe var o kısım hızlı gitti. Bu kitap bana uymadı diyorum sadece.
2026 Okuma Raporları
Aileni Nasıl ÖldürürsünBella Mackie · Athica Yayınları · 2023144 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 47. kitabı
EYVALLAH diyerek başlıyorum ama anlatacaklarımdan sonra sen ne dersin bilmiyorum. Kısacık bir trajikomedi: Estragon & Vladimir arkadaştır & Godot adlı birini beklemektedir. Bir gün beklerler, aralarında sohbet ederler ama çoğunlukla konuştukları=hiçtir, önemsizdir, öylesinedir. İkinci gün olur, beklerler, önceki günün tekrarı olur... Üçüncü gün olur, durum değişmez... Gelelim neden eyvallah dediğime, doğru düzgün ne geçiyor derseniz kitapta bir şey yok derim ama 2-3 cümle karşıma çıktı & üstüne düşündüm, durdum. Sonra da anladım ki işte hayat böyle, her gün bir şekilde yaşıyoruz, umutla, yarının getireceklerine olan merakla, özlemle & sabırla. Sonuç ne peki? Ben sevdim, hiçbir şeyin olmadığı bu kitapta çok da yoruldum düşünmekten açıkçası bana iyi de geldi. Sevdiğim cümleleri de alıntıladım belki bir fikir oluşturur sende de. Kitapla kal -.-
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
Reklam
7/10
·520 syf.··
2026 67. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:01
Usta ve Margarita okurken insanı hem büyüleyen hem de zaman zaman yoran kitaplardan biri. Benim için de okuması kolay bir roman olmadı. Özellikle ilk bölümlerde kim kimdir, ne gerçektir, ne hayaldir anlamakta zorlandım. Üstelik Mihail Bulgakov 'un metaforları ve göndermeleri o kadar yoğun ki bazı yerlerde hikâyeyi değil, hikâyenin arkasındaki anlamı takip etmeye çalışıyormuş gibi hissettim. Buna rağmen kitap bitince insanın zihninde uzun süre kalıyor. Romanın yüzeydeki hikâyesi, şeytanın Moskova'ya gelişiyle başlayan tuhaf olayları anlatır. Ancak aslında kitap tek bir hikâyeden oluşmaz. Bir yanda Profesör Woland ve çevresindekiler aracılığıyla Sovyet toplumuna yönelik keskin bir hiciv vardır. Diğer yanda Usta'nın yazdığı Pontius Pilatus ve İsa hikâyesi bulunur. Bir yanda da Usta ile Margarita'nın aşkı anlatılır. İlk bakışta birbirinden kopuk görünen bu üç anlatı zamanla iç içe geçer. Kitabın zorlayıcı olmasının en büyük nedeni de budur. Bulgakov doğrudan konuşmak yerine semboller kullanır. Woland yalnızca şeytan değildir; aynı zamanda ikiyüzlülüğü ortaya çıkaran bir güçtür. Moskova'daki insanlar şeytandan çok daha ahlaksız ve açgözlü görünürler. Bu nedenle romanda asıl kötülüğün şeytan değil, insanın kendi zaafları olduğu hissedilir. Ayrıca yazar kitaptaki fantastik olayları gerçeküstü bir eğlence aracı olarak değil, toplum eleştirisini yapmak için kullanmış. Beni en çok etkileyen noktalardan biri ise sanat ve özgürlük meselesiydi. Usta'nın yazdığı roman nedeniyle dışlanması ve eserini yok etmeye çalışması, kitap boyunca hissedilen baskı, sansür ve yalnızlık duygusu aslında yazarın yaşadığı dönemin bir yansımasıdır. Bu yüzden Usta karakteri sadece bir roman kahramanı değil, biraz da Bulgakov'un kendisi gibidir. Margarita ise romandaki en güçlü karakterlerden biridir. Onun hikâyesini
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
7/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Okurken yoruldum, içim daraldı, acı çektim; bazı sayfalarda ağlamaktan nefesim kesildi. Yalan yok, zaman zaman sıkıldığım da oldu. Ama bırakamadım. Onları bırakamadım. Çünkü bunca acıdan sonra güneşin doğduğunu görmek zorundaydım. Timur ve Ahu… Sizi yüreğimin en güneşli köşesinde saklayacağım, hiçbir karanlığın size dokunmasına asla izin vermeyeceğim. Bülbül Kapanı bana bazen umut etmenin ne kadar zor olduğunu; ama en boğucu karanlıklara bile güneşin bir gün doğacağını o kadar güzel gösterdi ki… Son sayfayı kapattığımda geriye buruk bir tebessüm ve hüzünlü bir sevgiden başka hiçbir şey kalmadı. Canlarım, sizi aklım gayet başımda seviyorum.
Bülbül Kapanı IVLoresima · Ephesus Yayınları · 20251,031 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 20. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:41
Hani hepimiz sürekli bir şeylerden şikayet ederiz ya, hayatın gürültüsünden, egonun bitmek bilmeyen fısıltılarından… Bu kitap elinde kahveyle, pencereden dışarıyı seyrederken okuyacağın, ruhunu okşayan bir kişisel gelişim kitabı değil. Bu, daha çok aynaya bakıp kendine ‘Ne işin var senin bu hallerde?’ diye sormana neden olacak cinsten. Kitabın başkarakteri Jiyan, bir medrese öğrencisi. Yani hani şu ‘modern’ dünyanın dayattığı tüm o frekans kirliliğine, ses karmaşasına rağmen içsel bir arayışta olan, ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün olaylar çözülür’ mottosuna inanan bir tip. Sen de sürekli ‘duyamıyorum, anlayamıyorum’ diye yakınırken, Jiyan’ın bir cinayete tanıklık etmesi ve onu çözmeye çalışması, üstüne bir de Niyaz’ın aşkını kazanma derdine düşmesi… Yetmezmiş gibi, bir de Abdurrahman Hoca’nın rehberliğinde kendi nefsini terbiye etme çabası var. Senin o ‘modern insan’ hallerine ne demeli peki? Hani şu ‘egosu güçlü ama rahatsız’ dediği tiplerden. Modern yaşamın tüm nimetlerinden faydalanıp, sonra da ‘ay çok yoruldum, çok bunaldım’ diye sızlananlardan. Jiyan, o gürültü kirliliğinin, frekans karmaşasının içinde bile bir yol bulmaya çalışırken, sen elindeki son model telefonla sosyal medyada gezinip ‘iyileşme’ hashtag’leriyle kendini avutuyorsun, değil mi? Gerçek iyileşme, öyle iki tıkla, üç beğeniyle olacak iş değilmiş meğer. Kitap diyor ki, ‘iyileşme’ sadece fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel bir arınma. Yani öyle ‘detoks’ sularıyla falan olacak iş değil, bayağı bir iç hesaplaşma, bir nefis terbiyesi gerektiriyor. Abdurrahman Hoca’nın Jiyan’a yol göstermesi gibi, senin de bir Abdurrahman Hoca’ya ihtiyacın var belki de. Ya da en azından, Jiyan’ın hikayesinden biraz ders çıkarıp, o ‘gürültü’yü kısmayı denesen? Belki o zaman, sen de ‘bütün sesleri duyabildiğinde bütün
İyileşmeUğur Becerikli · Destek Yayınları · 20242 okunma
Elfhame Ayaklarımın Altında
9/10
·360 syf.··
2026 51. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:51
Bana bir şey oluyor serilerin devam kitaplarına da inceleme yazmaya başladım. :) İlk kitapta Jude yönetimi ele geçirmişti ve Cardan'ı 1 yıl 1 gün boyunca kontrol edebilecekti. Kitapta buradan devam ediyor. Aradan 5 ay geçmiş Jude kendini devlet yönetimi olsun, savunma açısından geliştirmiş. Ama saray entrikaları durur mu??? Durmaz. İNCELEMEM: Çeviri yine kötüydü! Lakin ilk kitaptaki kadar değildi. Karakterleri artık bu kitapta sevdim. Ama belirtmem gerekir ki kitapta romantik unsurlardan çok siyasi çatışmalar mevcuttu. Ki bu benim daha çok hoşuma gitti. Ama bir yandan da Cardan'la aralarındaki bağı tam oturtamadım. Evet birbirlerinden hoşlanıyorlar ama ilişkilerinin adını koyacağım sahneler pek yoktu. Cardan, Jude'u su altı krallığından kurtardı eyvallah. Ki onu sevdiği de belli ama Cardan'ın bakış açısını göremediğimden kopukluklar var. Şimdi ille çoklu bakış açısı mı olmalı diye soracaksanız? Hayır ille de olmamalı. Normalde bu tarz şeylere takılmam. Hatta uzun süredir çok bakış açılı kitap okuduğumdan yoruldum. Ama bu kitapta adlandıramadığım kopukluklar var. Onun dışında Jude'un gücünü, dayanıklılığını çok iyi gösteren bir kitaptı. Spoili kısma giriyorum!!!!!! Kitaptaki ters köşeler iyiydi beni tatmin etti. Jude'a suikast girişiminde bulunan kişinin Locke olmasını beklemezdim. Jude'a saygım o sahnede arttı BANA GÜÇLÜ KADIN KARAKTERLER VERİNNNNNN. Bu kitap Jude sevgimi katladı da katladı. Efsunlanma numarası, devleti o kadar iyi yönetmesi, zekici planlar oluşturması, kendi yarasını dikmesi... BA-YIL-DIMMMM. İhanet kısmına gelecek olursam Hayalet ilk kitapta zaten biraz garip davranıyordu ama onu karakterine verdim. Büyük bir hata yapmışım!! Hainin önde gideniymiş. Vivi'nin sevgilisini efsunlaması hiç hoşuma gitmedi. Kızı periler diyarına götürüyor ama
1000Kitap
Lanetli KralHolly Black · Dex Yayınevi · 20201,638 okunma
Reklam
Reklam