5/10
·48 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:52
Venedik Taciri (Çizgi Roman) William Shakespeare’ın Venedik Taciri eserini daha önce okumuştum. Bu kez çizgi roman uyarlamasını okuma fırsatı buldum. Elbette tiyatro metniyle birebir aynı değildi. Diyaloglar kısaltılmış, bazı bölümler sadeleştirilmiş ve karakterler görsel olarak yeniden yorumlanmıştı. Buna rağmen eserin ana çatışması ve temel mesajları korunmayı başarmış. Özellikle Shylock, Antonio ve Portia karakterlerini görseller eşliğinde takip etmek hikâyeyi daha akıcı ve anlaşılır hâle getirmiş. Klasik eserlerden çekinen okuyucular için oldukça iyi bir başlangıç olabilir. Görseller sayesinde olayları zihinde canlandırmak kolaylaşıyor ve okuma süreci daha eğlenceli bir hâl alıyor. Orijinal eserin derinliği ve karakter çözümlemeleri elbette çizgi romanda tam olarak hissedilmiyor. Ancak uyarlamanın amacı da zaten Shakespeare’ı daha geniş bir okur kitlesiyle buluşturmak. Bu açıdan oldukça başarılı buldum. Sonuç olarak, Venedik Taciri’nin çizgi roman uyarlaması keyifle okunan, klasik bir eseri daha ulaşılabilir hâle getiren başarılı bir çalışma. Orijinal eseri okuyanlar için hoş bir alternatif, henüz okumayanlar için ise güzel bir başlangıç niteliğinde.
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · 1001 Çiçek Kitaplar · 201914,7bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:29
Atatürk ile ilgili kitapların kütüphanemde azlığı dikkatimi çekti bu kitabı okuduktan sonra. Atatürk ‘ün fikirlerini oluştururken kimlerden feyz ve esin aldığını bilmek istediğim için kitabı okudum. Tevfik Fikret’ten başlayalım. Çok önemli bir münevver olan Tevfik Fikret Atatürk ‘e batılılaşma noktasında esin kaynağı olmuştur diyebiliriz. Bir şiirinde Tevfik Fikret : Yüklen ne varsa getir bir parça meskenetfiken, ruhu ve idraki besleyen dizelerini söylemiş ,çağının çok ötesinde bir şairdir ve Atatürk'e ilham olmuştur.Kitapta Namık Kemal’in de Musafa Kemal’I etkileyen diğer bir vatan şairi olduğundan bahsediyor fakat bir farkla diyor : Mustafa Kemal Namık Kemal kadar romantik değildi fakat vatan, hürriyet konularında kendisini takip ederdi.Namık Kemal’in : Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yoğ imiş kurtaracak bahtı kara maderini dizelerine Atatürk ‘ten olumlu yanıt gelmiştir. Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, vardır kurtaracak bahtı kara maderini. Atatürk hepimizin bildiği gibi eğitime son derece önem veren bir liderdi ve özellikle okul yıllarındaki tarih öğretemeninden bahsetmiştir kitapta yazılana göre. Tarih bilmeden günü , geleceği yorumlamak mümkün olamayacağından tarihe fazlaca önem vermiştir. Fransız Devriminden esinlenmiş ve Fransız Filozof JJ. Rousseau etkilendiği ve esinlendiği bir diğer kişidir. Ziya Gökalp de etkilendiği bir başka aydındır aralarında nüans açısından bazı belirgin durumlar olsa da Ziya Gökalp Atatürk’ün zihninde yer etmiştir. İncelememi Atatürk’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum: Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım. Bu sözle Atatürk ‘ün donanımı, bilgisi ve bilgi açlığı kendisine bir kere daha hayran olmamı sağlamıştır.
Atatürk'ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, KitaplarŞerafettin Turan · Türk Tarih Kurumu Yayınları   · 2018502 okunma
Reklam
Puan vermedi·460 syf.··
2026 80. kitabı
İç dünyalarında yaşanan çatışmaların benzer örneklerini üç farklı düşünür üzerinden ele alan eser, Zweig'ın incelemeleriyle daha da derinlik kazanıyor. Peki bu isimleri bir araya getiren ortak nokta nedir? Aslında belirli bir düşünce sistemi değil; yaratıcı deha ile yıkıcı içsel gerilim arasındaki demonik çatışmadır. Zweig, Hölderlin, Kleist ve Nietzsche'nin düşüncelerini karşılaştırmaktan çok, onları ortak bir kaderde buluşturan psikolojik ve varoluşsal gerilimleri inceler. Bu figürlerde yaratıcı dehanın, bireyi hem yükselten hem de yıkıma sürükleyen bir güç olarak nasıl işlediğini göstermeye çalışır. Bu nedenle eser, yalnızca biyografik bir anlatı olarak değil, aynı zamanda psikolojik bir inceleme olarak da okunabilir. Bu noktada Johann Wolfgang von Goethe'yi anmamak olmaz. Goethe'nin farklı biçimlerde ele aldığı "demonik" kavramı, Zweig'in yorumlarında da önemli bir arka plan oluşturur. Böylece kitap, yalnızca bir iç çatışma hikâyesi olmaktan çıkar; tutku, yalnızlık, yaratıcılık ve trajik kader üzerine kapsamlı bir düşünce alanına dönüşür.
Duygu ve Düşünce
Kendileriyle SavaşanlarStefan Zweig · Dekalog Yayınları · 20203,118 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 11:25
Antabus•Seray Şahiner Yılbaşında kitap hediyeleşmesi yaptığımda bana hediye gelmişti bu kitap. Seray Şahiner kalemiyle daha önce tanışmamıştım. İlk başta biraz tereddüt ettim. Kitabın adını araştırdığımda alkol tedavisinde kullanılan bir ilaç türü olduğunu öğrendim. Acıklı bir hikaye çıkacağını biliyordum içerisinden ama bu kadar parçalanacağımı tahmin etmemiştim. Bittikten sonra iyi ki bu kitabıyla tanıştım yazarın kalemiyle dedim. Hadi gelin şimdi size kitabın içeriğinden biraz bahsedeyim. “Doğduğu ev insanın kaderidir.” denilen cümle gerçekten bu kitabın her satırında dahada anlam kazanıyor. Doğduğu anda şiddetle tanışan, istism@ra uğrayan ve zorla evlendirilen Leyla’nın hikayesini okuyoruz. Onun acılarıyla büyüyoruz. Ailesi tarafından hor görülen Leyla’ya koca dünyada huzurlu bir alan yaratamıyor kimse. Sadece Ülker ablası yarasına merhem oldu Leyla’nın. Kelimelerle tarif edemeyeceğim, kısacık olmasına rağmen beni fazlasıyla etkileyen bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Eminim ki yazarın kaleminden çıkan kelimeler sizinde kalbinize dokunacak. •Kitabı okuyanların düşüncesini yoruma mutlaka bekliyorum. Sizde ne gibi etkiler bıraktı? Düşüncelerinize nasıl katkıda bulundu merak ediyorum. İçinizdeki kitap sevgisinin giderek artması dileğiyle, kitaplı günler diliyorum.
AntabusSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20255,3bin okunma
Spoiler'sız saf bir yorum <33
10/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Robert Bloch'un Sapık'ından sonra okuduğum en çarpıcı gerilim romanı. Kitap, ana karakterimiz psikoterapist Theo Faber'ın gözünden anlatılıyor. Alicia, kocasının yüzüne beş el ateş açan bir katil ve bu cinayetten sonra sessizliğe gömülüyor. Sessizliğini akıl hastalığına yoran mahkeme heyeti ise onu akıl hastanesine yatırıyor. Theo ise kendini onu iyileştirmeye adayarak o hastanede işe başlıyor ve romanımız da burada düğümleniyor. Alicia'nın günlüğü, tanıklar derken olaylar çözülemez bir yere geliyor. Benim yorumum: Kitabı bitirdikten sonra yaklaşık bir iki dakika eserle bakıştık, algılamam biraz geç oldu. Sonu beklediğimden daha çarpıcıydı ve kesinlikle tahmin edilemezdi. Tamamen bayıldım ve bunun ardına ne okunur kesinlikle bilmiyorum. Aklımdan uzun bir süre çıkmayacak.
Edebiyat
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Reklam
Reklam