Cihanşümul halifelik teorisinin yeniden meşrulaşması
Muhammed Ragib el-Tabbah, Mısır rejimi üzerine kendi özetinde, el-Tabbah İbrahim Paşa’nın ülkeye ne gelişme ne de “medeniyet” getirdiği, sadece savaş getirdiği yorumunda bulundu. Şey Salih Mısır işgaline dair görüşlerinde Suriyeli ulema arasında yalnız değildi. Suriye’deki Müslüman alimler için bir açmaz söz konusuydu. İsmen Müslüman olduktan sonra kim başa geçiyorsa meşrudur kadim formülünü benimseyerek İbrahim Paşa’nın yeni rejimini kabul mü etselerdi? Yoksa, bir ayaklanmayı meşru kılacak hukuki bir gerekçe mi arasalardı? Osmanlı sultanını halife olarak tanıyan ilk Arap âlimlerden biri olan Şamlı âlim Muhammed Amin ibn Abidin (ö. 1836), direnişi meşrulaştırmak için böyle bir yola başvurdu. İbrahim Paşa’nın işgali altında yaşarken, kendisiyle aynı sınıftan olanların yaptığı gibi kendini meşru olanın yanında konumlandırma gereğini hissetti. İbn Abidin pozisyonunu cihanşümul halifelik teorisini tekrar ihya ederek meşrulaştırdı.
Sayfa 168
Öykü, bilgidir. Öyküsüzlük, kaybolmuşluktur ve bu nedenle kendisini bir bilgi-örgütlenmesi olarak tanımlayabileceğimiz zihin için tekinsizdir. Her zihin bilmek ister ve bu bilginin mümkün olan en geniş haliyle 'Bütün' olarak tanımlayacağı bir uzay-vezaman manzumesini kapsamasını hedefler. Bilgi -tüm oluşanlarını- bağlar ve şekillendirir.
Sayfa 233 - M. Bilgin Saydam·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Erken evrelerin yüksek belirleyicilikleri yanında yaşamın her dönemi yeni zorluk ve çatışmalara gebe olduğu gibi yeni kuvvetler, imkanlar ve yeni gelişim imkanları da yaratır.
Sayfa 118 - Oidipus ve Yaşlılık / Yavuz Erten·Kitabı okuyor
Alıntı
Süper zekânın yükselişi, kimi yorumlara göre, Tanrı'ya yakın bir kudret elde etme girişimi ya da insanlığın kendi eliyle bir “teknolojik tanrı” üretmesi anlamına gelir. Böylece transhümanizm, sadece biyolojik beden üzerinden yürütülen bir modernleşme projesi olmayıp aynı zamanda modern insanın metafizik boşluklarını doldurmaya çalışan seküler bir Kurtuluş teolojisi hâline gelir. Bu nedenle söz konusu tartışma; yalnızca teknik imkânlar ve teknolojik kapasite üzerine değil, insanın kaderine, özgürlüğüne, ontolojik bütünlüğüne ve yaratılış içerisindeki yerine dair köklü felsefi ve teolojik sorular etrafında şekillenir. Böyle bir dönüşüm, insanın kendi sınırlarını aşma arzusunun herhangi bir noktasında varoluşsal bir kibre (hubris) yol açar. Nihayetinde süper zekâ ideali, insanın Tanrı'nın yerine geçme arzusunu olmasa bile en azından yaratanın düzenine müdahale etme cesaretini radikal biçimde görünür kılan bir idealdir.
Sayfa 443·Kitabı okudu
1000Kitap
“İdeoloji” deyince, geri kalmış ülkemizin az gelişmiş sağcıları hemen: Marksist ideolojiye karşıyız... diye homurdanmaya, bağırıp çağırmaya başlarlar. Oysa, sağcı olsun, solcu olsun, her partinin, derme çatma, bölük pörçük de olsa bir amacı vardır, bir hedefi vardır. Sağcı partiler, evrensel, yani “enternasyonal” nitelikteki “burjuva ideolojileri”nden esinlenirler. Bunun “kökü dışarıda” olup olmamakla bir ilgisi yoktur. Çünkü düşünce, doğası gereği, evrenseldir. Sağcılığın türleri, değişik yolları, yöntemleri bulunur. Sağcı partiler, burjuva ideolojilerini kendi yerel koşullarına göre yorumlarlar, biçimlendirirler. Milli görüş, dokuz ışık... gibi adlar taktıkları sağcı görüşler, temelde sermaye sınıfının çıkarlarını çeşitli yollarla korumanın, kalkanlarıdır, kılıflarıdır.
Sayfa 14 - um:ag yayınları·Kitabı okuyor
Siyaset
...Beyin korteksiniz önemliyi önemsizden ayırdıktan sonra bu izlenimleri işleyip yorumlamak için zamana ihtiyaç duyar. Tıpkı kitap okumak gibi. Algıladıklarımız dikkat derecemize bağlıdır, dikkat de sonuçta sınırlı bir kaynaktır. Adımlarınızı hızlandırdığınızda izlenime daha az odaklanırsınız. Böyle anlarda nörolog Kaja Nordengen'in dediği üzere, "Bakarsınız ama görmezsiniz, duyarsınız ama işitmezsiniz."