Özgün Onat

Özgün Onat
@yorumperisi
Sosyal Edebiyat Dergisi Yayın Yönetmeni, yazar. Beyaz Fil Yayınları Proje Yöneticisi, Halkla İlişkiler Sorumlusu. İşletme mezunu. Sosyoloji öğrencisi.
Puan vermedi·266 syf.··
2023 19. kitabı
ARAPLARIN GÖZÜNDEN HAÇLI SEFERLERİ / AMIN MAALOUF Hayran olduğum yazar Amin Maalouf'un Arapların Gözünden Haçlı Seferleri adlı kitabını okudum. 1983 yılında Fransızca olarak yazdığı ilk kitabı ama benim külliyatını tamamlamak için geçen sene okuduğum son kitabı. Maalouf, tarih denemesi olarak yazdığı bu kitapta 1096’dan 1291’e kadar yapılan Haçlı Seferlerini o devirlerdeki Arap vakanüvisleri ve tarihçilerinin yazdıklarına dayanarak anlatıyor. Önsözde denildiğine göre "Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkıyor; Haçlı Seferleri'nin tarihini "öteki cephe"de yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikaye edildiği biçimde anlatmak. " Haçlı Seferleri, Doğu’da Müslüman olan topraklarda gerileme dönemini başlatırken, Batı için kültürel ve ekonomik gelişmenin önünü açmıştır. İkinci bölümden bir paragraf: "Musul sakinleri bu esmer sıvının şifalı özellikleri olduğuna inanır ve hastalandıklarında gelip onun içine girerler. Petrolden üretilen bitüm inşaatta, tuğlaların arasında "harç" olarak da kullanılır. Su geçirmediği için hamam duvarlarının badanasında da kullanılır ve orada perdahlanmış siyah mermere benzer. Ama ileride de göreceğimiz gibi, petrol en çok askeri alanda kullanıllır." Acaba bulunmasıydı daha mı iyiydi? Faydası olduğu kadar zararı da (her açıdan) olan bir ürün. Bulunduktan bu kadar yıl sonra saltanatı sallanıyor hatta bitiyor (rezervler bitmese bile güneş enerjisi ve elektrikle çalışan arabalar geliyor). Ama petrol uğruna yüzlerce yıldır yapılan savaşlarda verilen maddi, manevi kayıpları telafi etmiyor. Beşinci bölümden bir paragraf: "Çok ucuza köfte, börek, mercimek gibi çeşitli yemekler sunan ucuz lokantaların önünde biriken Halepliler yarenlik ederler. Yoksul aileler hazır yemeklerini çarşıdan satın alır; sadece zengin evde yemek
Arapların Gözünden Haçlı SeferleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20252,422 okunma
Doğavekitap isimli okura yanıt verildi
Özgün Onat
Emeğinize sağlık, kaleminiz daim olsun.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

yucelyucel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·352 syf.·
Beğendi
·
30 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2024 01:17
·
2024 6. kitabı
Stefan Zweig
8.2/10 · 3.123 okunma
Özgün Onat
Keyifle okuyun, okunacaklar arasında sıra bekliyor.
8/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
Bir Cuma günü alışveriş merkezinde kitapçıya girdim, indirimli kitaplara bakarken yazarı ve adıyla bu kitap dikkatimi çekti. Ne de olsa hem Kadıköylüyüz hem de hemşerimiz Levi hayranıyız. Kitabı karıştırırken imzalı olduğunu da görünce aldım. Aldım, okudum da sonrası gene acı bir hikaye… Her zaman olduğu gibi bu kitapta seriymiş, üstelik yedi kitap olarak tasarlanmış, bu ilk kitap. Bir daha seri almayacağım dedim, gene olmadı hayranı olduğumuz yazarın memleket hikayesi dedik kendi ayağımızla yakalandık. Kaderim bu benim istemeden seri kitaplara bulaşmak. Levi’nin böyle bir seriye Kadıköy ile başlaması çok doğal, zaten başka türlüsü düşünülemezdi. Ne de olsa o bir KADIKÖYLÜ… (Yeldeğirmeni) İstanbul… Her köşesinde başka başka hikâyeler, sırlar, hayatlar taşıyan şehir… Mario Levi, yedi kitaplık yeni İstanbul yolculuğu Gördüklerimiz Göremediklerimiz’e bu kitapla başlıyor. İlk durağı Kadıköy’de bir cuma günü. Sonraki kitaplardaysa okuru haftanın farklı günlerinde farklı semtler bekliyor. Teğet geçen hayatlar, geleceğe dair kaygılar, kalmakla gitmek arasında bocalayışlar ve söylenemeyen gerçeklerle iç içe geçen hikâyeler… Bugüne ait hikâyeler… Ayrıca bu kitapta Levi tarafından çekilmiş, semte ait siyah beyaz fotoğraflar da çıkacak karşınıza. Yazar bu fotoğrafları zamanın tanıklığı olarak görüyor. Bir Cuma Rüzgârı, İstanbul’un ruhuna dokunan bir roman. (Arka Kapak) Seri olduğu arka kapakta yazıyor üstelik nasıl okudum acaba? Ya da sevinçten okuduğumu nasıl anlayamadım. Tramvay durağındaki sohbette: Biri Harman derken öteki Bafra diyor. Biri Bahar derken öteki Yenice… Gelincik, Birinci, İkinci, Asker, Samsun, Çamlıca, Maltepe diyerek birbirlerine hatırlayabildikleri üzerine adeta nazire yapıyorlar. Nazire yaptıkları isimlerin çoğunu hatırlıyorum. Hatta
Bir Cuma Rüzgarı KadıköyMario Levi · Everest Yayınları · 201965 okunma
Yeliz Öztürk isimli okura yanıt verildi
Özgün Onat
Ben de şimdi öğrendim, duygularımı anlatamıyorum. Okuduğum kitaplarının hepsi birbirinden güzeldi. Ben serinin yayımlanan kitaplarını almıştım ama daha okuyamadım. Haberi alınca ilk aklıma gelen "seri yarım kaldı" oldu. Doğduğumuz, yaşadığımız şehri onun kaleminden okumak ayrı bir keyifti.
Puan vermedi·160 syf.··
2023 29. kitabı
YARIN YOK / AYŞE KULİN Kadıköy Kitap Fuarı'ndan imza gününde tesadüfen aldığım Ayşe Kulin'in son kitabı Yarın Yok'u okudum, fazla gecikmeden yorumu yazayım dedim. Ne olur ne olmaz, yarın yoksa da yorumumuz kalır belki. Ayşe Kulin sevdiğim, tüm kitaplarını okumaya çalıştığım yazarlardan. Genelde anı, biyografi, güncel hayattan yazdığı kitapları sevdiğim türden. Ama bu kitabı farklı bir tür, fantastik, ütopya/distopya arası bir kitap. Daha öncede Tutsak Güneş adlı kitabı da bu tür ama ben onu alamamıştım (sıra gelmedi). Bu kitaptan sonra onu da listenin üst sıralarına yazdım. " Günümüzden yüzlerce yıl sonra, Dünya’dayız. Aradan geçen zamanda gezegenimiz bütün doğal kaynaklarını tüketmiş, takvimi sıfırlayan felaket bir savaş yaşamış, hayatta kalan bir avuç insanın özverisiyle nihayet kalıcı bir barışa kavuşmuştur; ancak şimdi yine bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Ayşe Kulin’den bugün hafife aldığımız sorunların olası sonuçlarına işaret eden, aynı zamanda kıymetini bilmediğimiz zenginliklerin altını çizen ve umudu asla bırakmamaya çağıran bir roman." diyor arka kapakta. Bu da yukarıda neden "ütopya/distopya arası" dediğimi açıklıyor. Distopya çünkü şu an önemsemediğimiz değerleri ( tüm kaynakları tüketmişiz, canlı türlerinin çoğu yok olmuş, berrak dereler, balıkların olduğu denizler, otlaklar, kumsallar vb.) kaybetmişiz, otoriter bir yönetim , her şey izinle ( iki saatte bir zil çalınca dört kişi tuvalete gidiyor ve altı dakika içinde görev yerine dönmek zorunda, saat başı beş yüz adım atmak, gıda hapları vb.). Ütopya çünkü tüm savaşlar bitmiş, herkes barış içinde, dil, din, ırk ayrımı yok, insanlardan tek beklenen dürüstlük, insanlığın tek bir amacı var: Dünya gezegenini huzurla yaşanabilecek bir cennete dönüştürmek. Bir bölümde: "Yeryüzünde
Yarın YokAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20232,212 okunma
Aliye isimli okura yanıt verildi
Özgün Onat
Teşekkürler, haklısınız bence de bugünü, yarını düşünerek okunması gereken bir kitap.