O, müziğe diğer arkadaşları gibi, bulacakları kocanın seviyesini bir derece yüksek tutmakta yardımcı olsun diye heves etmemişti. Ona, evlendikten sonra bir kenara atılacak bir genç kızlık elbisesi gözüyle bakmıyor, bütün ömrü müddetince, bu ömrün manası olarak yanında götüreceği yakın bir arkadaş diye sarılıyordu.
Başının içindeki düşünceler tıpkı şu gökyüzündeki seyrek bulutlar gibi daima bir hareket halinde, şekilsiz ve elle tutulamayacak kadar dağınık.
Fakat yavaş yavaş daha çok derlenip toparlandılar, bir takım hatıralar, istekler, ihtiraslar, ümitler halinde birbirini kovalamaya devam ettiler.
Bugün olduğum gibi olmakta istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmakta mümkün...