Bir rüya ve şairin ölümü
"Ahmed Midhat Efendi Beykoz'daki çiftliğinde bir bahar gecesi çok kötü bir rüya görür; siyah elbiseler giymiş bir adam, "Kalkınız, çoluk çocuğunuzu alıp Fâtih'e geliniz. Muallim Náci Bey sizi bekliyor, iş çok aceledir!" demiş. Rüyalarının çıktığına inanan Ahmed Midhat Efendi o sabah çok sinirli uyanır ve evdeki herkesin hemen hazırlanmasını ister. Beş-on dakika içinde toparlanıp ailece Fâtih'e giderler. Midhat Efendi, damadını güler yüzlü ve sıhhatli görünce hem hayret eder, hem de sevinip neşelenir. Bahçeye derhal çilingir sofrasını kurar, karşılıklı çakıştırıp konuşmaya başlarlar. Naci bir ara kalkıp odasına çıkar; aradan bir hayli zaman geçtiği hâlde dönmeyince meraklanan Midhat Efendi oğlu Kamil'i gönderir. Kâmil [Yazgıç] yukarı çıkar, eniştesini odasında karyolaya uzanıp sağ elini başının üzerine koymuş hâlde bulur, uyuduğunu zannederek, “Enişte, kalkınız! Babam sizi bekliyor!" diye seslenir. Cevap alamayınca iyice sokulup dürtmek ister, fakat elini dokundurmasıyla tüylerinin ürpermesi bir olur. Eniştesinin vücudu kaskatıdır, hatta soğumaya bile başlamıştır. Korkunç rüyası acı bir şekilde çıkan Midhat Efendi bayılıp düşer, ayıldıktan sonra da boğula boğula, hıçkıra hıçkıra ağlar."