KIRMIZI DEYNEK
Havanın yüzünde bir kırlangıç sürüsü
ve yabanıl ak atlar doludizgin
bu sabah,
bu sabah öylesine güzel ki
bu sabah yağmur yağacak
bu sabah gün açacak
bu sabah tekmil tomurcuklar patlayacak
bahar patlayacak
köpükler, bulutlar patlayacak
özlemlerin en güzeli, tozlu bir özlem
topraktan yeni çıkarılmış
üç bin yıllık yunan şarabı
atların kara gözleri
ve ben kederden geberiyorum
tam yalnızlıktan gebermenin de sırası
senin ellerin güzel
bir damla duman ovanın üstünde
bir damla ak bulut, altına batmış,
yeşile batmış
bir damla sıcacık, bir damla ışıltı
sımsıcacık tutuyorum
sımsıcacık tutuyorum bir şeyi
önüme bir adam çıkıyor
amma da kocaman gözleri var
amma da çok ağlamış
amma da çok çiçek açmış
amma da çok yüreği,
amma da çok yüreği sıcak
amma da çok yalnızlıktan geberiyor…
Gece, hiç şüphe yok ki günden daha özgün ve bayağılıktan uzaktır. Zamanla fark ettim ki ben yalnızca gecenin tenine aşinaymışım, aya gelince, meğer ona ara sıra bir panjurun aralığından bakıyormuşum. Onun ışığı altında neden küçük bir yürüyüşe çakmayayım ki?