Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... Cumhuriyet'in ilk nüfus sayımı da ceddimizden kalan mirası özetlemektedir: Erkeklerde %12.99 ve kadınlarda %3.67 olmak üzere 1927 Türkiye nüfusunun sadece %8.61'i okuryazardır.
1727 yılına kadar Müslümanlar hiç kitap basmadı; Müteferrika'nın bu ilk denemesi de beklenen sonuçları vermekten uzak kaldı. Her ne kadar iddia edildiği gibi 1730 yılında çıkan Patrona Halil İsyanı'ndan zarar görmese de, matbaanın halk tarafından pek de rağbet görmediği, yirmi yılda sadece on yedi eserin (23 cilt) 12.500 kopya basılmasından ve ondokuzuncu yüzyılda devlet desteğiyle tekrar ihya edilen matbaanın yeni bir şeymiş gibi algılanmasından bellidir
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinin getirdiği güç ve prestiji kullanarak bir dizi reform yapacak ve merkezkaç kuvvetleri kontrol altına alıp sultanı odağa koyan bir idare tesis etmeyi başaracaktır. İlk önce, Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirerek veziriazamlık makamını nesillerce bırakmayan bu rakip aileyi saf dışı bırakmıştır. Artık vezirler ağırlıklı olarak padişahın kapu halkından gelen devşirmelerden oluşacaktır. Onyedinci yüzyılın ortalarına kadar göreve gelen 78 Osmanlı sadrazamının sadece 11'i Türk kökenlidir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda tarih yazımının devlet tekelinde kalması ve matbaanın geç gelmesinin bir sonucu olarak Avrupa’daki gibi muhalif/alternatif tarih yazımının bulunmaması, padişahın mutlak yetkisinin tartışılamaması ve iktidarın sorgulanamamasına yol açmıştır. Hemen hepsi imparatorluk elitleri tarafından yazılan tarih kitaplarında başkaldıranlar asi yada şaki olarak kriminalize edilirken, değişik dini yorumlara meyledenler deb"rafızi" yada "mülhid" kelimelerle heretik, yani zındık ilan edilmiştir.