Yüksel Ela

Yüksel Ela
@yukselela2
Anestezi ve yoğun bakım uzmanı. Roman yazarı.
Yazar
Üniversite
Konya
Konya
10 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Öyleyse Vurun Baltayı - Öykü kitabı incelemesi
10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öyleyse Vurun Baltayı, Seher Tanıdık imzasını taşıyan, kısa öykülerden oluşmasına rağmen yoğunluğu ve derinliğiyle uzun süre zihinde kalan bir eser. Kitabın en belirgin özelliği şiirsel anlatımı. Özenle işlenmiş metaforlar, bir üstadın elinden çıkmış nadide bir tablonun renkleri gibi hem tek tek güçlü hem de bütün içinde kusursuz bir uyum hâlinde. Budanan Dallar, Kırılan Hayaller Kitaba adını veren “Öyleyse Vurun Baltayı” öyküsünde zeytin–incir ağacı metaforu merkezde durur. Çeşitliliğin zenginlik olarak görülmesi gerekirken hazmedilemeyen kısmın ötekileştirilip budanması… Bu metafor üzerinden, hayalleri ve hülyaları anlaşılmamış bir genç kızın kırılgan dünyasına gireriz. Baltanın inmesi yalnızca ağaca değil, bireyin varoluşuna yönelmiş bir darbedir. Ailevi tahammülsüzlük, sert hâliyle sembolleşir. Yalınlığın Çarpıcılığı “Çürük Yumurta”da babasıyla problemli bir çocukluk yaşamış genç bir kızın, babasının son günlerindeki acizliğini anlatışını izleriz. Burada dil özellikle sade tutulmuştur. Duygusal yoğunluk süslemeyle değil, çıplak gerçeklikle kurulur. “Kambur Köprünün Yorgunları”nda çocuk özlemiyle kucağı boş bir kadının çaresiz çırpınışı çarpıcı bir biçimde verilir. Köprü, iki yakayı birleştiren bir yapı olmaktan çok, geçilemeyen mesafenin sembolüne dönüşür. Yorgunluk yalnız bedenin değil, ruhun da yüküdür. Normalin Sorgulanışı “Marazlı” öyküsü kitabın felsefi damarını belirginleştirir: Normal nedir? Normali normal yapan kriterleri anormal mi belirler? Kıstasın kendisi problemli olabilir mi? Herkesin kör olduğu bir toplumda körlük mü normaldir, yoksa tek gözü gören mi anormal sayılır? “Kime göre, neye göre?” sorusu, metnin merkezinde yankılanır. “Göz Hakkı”ndaki sürpriz son ise hem gülümsetir hem düşündürür. Tanıdık, kısa öykü formunun imkânını iyi kullanarak dar bir
1000Kitap
Öyleyse Vurun BaltayıSeher Tanıdık · Metinlerarası Kitap · 202516 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Zaman, İrade ve İmtihanın Gölgesinde: Bir Roman Üzerine Notlar Okurunu ilk sayfalarında güçlü bir merakla karşılayan bu roman, özellikle giriş bölümlerindeki yoğun atmosferle dikkat çekiyor. İlk 8-10 sayfada, psikolojik derinlik vaat eden bir kurgunun kapısı aralanıyor; Zilan karakteri ise ilk etapta hayali bir arkadaş izlenimi vererek, anlatıya bilinçli bir bulanıklık katıyor. Metnin en etkileyici yanlarından biri, yer yer şiirsel dokunuşlarla zenginleşen dili. Yazarın üslubu, seçtiği temalarla örtüşüyor; kader, irade ve imtihan gibi zorlayıcı, hatta riskli konulara cesaretle eğiliyor. Arka plan tasvirleri, atmosferin sağlam kurulmasına katkıda bulunuyor; diyaloglarda zaman zaman yakalanan yoğunluk, anlatının temposunu besliyor. Bununla birlikte, olay örgüsünde yer alan bazı kısımlar bütünlüğü tamamlamakta biraz zorlanıyor. Üslup açısından ise, anlatıcıya geçildiğinde edebi yoğunluğun yerini günlük konuşma dilinin alması, metnin tutarlılığını zayıflatıyor. Yazarın bu noktada daha sıkı bir dil disiplini gözetmesi, eserin edebi değerini yükseltecektir. Tüm bu eleştirilere karşın, romanın okuma keyfi yüksek. Sade dilin sağladığı akıcılık, şiirselliğin getirdiği duygusal zenginlikle dengeleniyor. Bazı bölümlerin yeniden okunma isteği uyandırması, yazarın anlatım gücünü gösteriyor. Sonuç olarak Hücre, samimi ve derinlikli yaklaşımıyla değerli bir adım niteliğinde. Okurunu hem düşündüren hem de duygusal olarak besleyen sevgili Gizem Canver'in, yeni eserleriyle edebiyat dünyasında daha güçlü bir yer edinmesini dilerim.
HücreGizem Canver · Almina Kitap · 202516 okunma
10/10
·246 syf.··
2025 4. kitabı
Karanlığın Haritası: Tanrı Krallar Kimi kitaplar vardır, sayfalarını çevirdikçe sizi bir hikâyenin içine değil, doğrudan bir labirentin ortasına bırakır. Tanrı Krallar da işte böyle bir eser. Daha ilk paragrafta, insanın kendi aklıyla giriştiği ve çoğu zaman kaybettiği o büyük savaşın soğuk nefesini hissediyorsunuz. Ruhun yavaş yavaş çözülüşü, gerçeğin sisler ardında erimesi ve karanlığın gölgeleri… Yazar, bu ruh hâlini yalnızca betimlemiyor; adeta okurun zihnine kazıyor. Roman, eski mitolojiler ile modern komplo teorilerini aynı potada eritiyor. Yer yer Tanrıların Arabaları’nın ezoterik atmosferini, yer yer Şeytanın Avukatı’nın şeytani gerilimini çağrıştırıyor. İstanbul’un karmaşasından başlayan yolculuk, Melikler Yaylası’nın uğursuz sessizliğine, Göbeklitepe’nin taşlarında saklı sırlarına, Nemrut’un görkemli zirvesine ve oradan Kuzey Irak’ın zindanlarına uzanıyor. Bu coğrafya, romanın yalnızca mekânı değil; başlı başına yaşayan, soluk alan bir karakteri gibi. Hikâyenin merkezinde Komiser Yiğit var. Kurban adama ayinlerinin ardındaki sırları çözmeye çalışırken bir anda kendisini cinayet zanlısı olarak bulan Yiğit, hem kaçmak hem araştırmasını sürdürmek zorunda. Bu ikili gerilim, romanın temposunu sürekli yüksek tutuyor. Ancak bu kesintisiz koşu, okura yer yer “bir soluk molası” özlemi de hissettiriyor. Arka planda ise daha karanlık bir tablo var: üstün ırk ideolojisi, Armagedon kehaneti ve küresel ölçekte kurgulanmış bir kölelik düzeni. Yazar, bu ideolojik ve teolojik göndermeleri yalnızca bir arka plan unsuru olarak değil, olay örgüsünün damarlarına işlemiş. Stockholm sendromunu hatırlatan kurban-cellat ilişkileri, hikâyeye ayrı bir yoğunluk daha ekliyor. Ve belki de en dikkat çekici yanı: Kitap bittiğinde son sayfayı kapatıp “Ne okudum ben?” diye düşündüğünüz o
En Büyük KorkuMerthan Alpsatan · Elpis Yayınları · 202431 okunma
10/10
·120 syf.··
2025 3. kitabı
Seviyesüz İlişkiler - Hikâyelerle Yolculuk “Seviyesüz İlişkiler”, okuru hikâye hikâye ilerleyen bir anlatım kurgusuyla karşılayan, duygu yoğunluğu yüksek ve zaman zaman sarsıcı anlatılar içeren bir kısa hikâye kitabı. Farklı karakterler, olaylar ve anlatım biçimleriyle şekillenen bu kitap, çok sesli bir iç dünya sunuyor okuruna. Kitabın bazı bölümlerinde şimdiki zamanla kullanılan -yor eklerinin fazlalığı yer yer okuyucuyu yorabiliyor. Ancak bu anlatım tercihinin bazı hikâyelerde karakterlerin içsel çıkmazlarına, zihinsel döngülerine eşlik ettiği de bir gerçek. Hikâyelerin çoğunda temalar insan ilişkileri, kayıplar, özgürlük arayışı ve içsel çatışmalar etrafında örülüyor. Mesela “Aslolan Varolan” adlı hikâyede yazar, bir babaya duyulan özlem üzerinden çocukluğun masumiyetine ve haksızlıklarla örülü bir coğrafyada büyüyen minik yüreklere ışık tutuyor. Okur bu hikâyede sadece bir bireyin özlemini değil, aynı zamanda toplumsal bir yarayı da hissediyor. “Vasiyet” ve “Bir Tutam Sevgi Bin Pişmanlık” ise bireysel acıların içe dönük yansımalarını başarıyla ortaya koyuyor. Özellikle intihara meyilli bir bireyin iç dünyası ve geçmişin pişmanlıklarıyla yaşayan bir genç kızın kırılganlığı, anlatım diliyle doğrudan yüreğe dokunuyor. Klasik “teşhis” ve “intak” sanatlarının modern bir yorumu olarak öne çıkan “Sırdaş” adlı hikâye, farklı anlatım biçimiyle dikkat çekiyor. Aile içi şiddeti, bir dikiş makinasının gözünden izlemek, edebi açıdan da çarpıcı bir dokunuş. “Kafes” ve “Trend” gibi hikâyeler ise toplumsal düzenin birey üzerindeki baskısını, saflığın kolayca istismar edilebildiği karanlık yapıları sorgulatıyor. “Çekirdek” gibi daha sıcak tonlu hikâyeler ise bu genel yoğunluk içinde bir nefes alma alanı sunuyor. “Son Duvar” adlı deprem temalı hikâye, anlatı bütünlüğü içinde
Seviyesüz İlişkilerFatma Esra Horasan · Mask Yayınları · 202324 okunma
6/10
·251 syf.··
2025 1. kitabı
Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek adlı eseri, Batı dünyasında sıradan bir yaşam süren Amerikalı bir kadının, Avustralya yerlileri olan Aborjinlerle çıktığı uzun ve dönüştürücü bir yolculuğu anlatır. Roman, hem fiziksel bir çöl yolculuğu hem de içsel bir uyanışı konu alır. Konu Özeti: Yazar, sağlık alanında çalışan Amerikalı bir kadındır. Bir gün, "Gerçek İnsanlar" adı verilen, teknolojiden ve modern hayattan uzak, doğayla tam uyum içinde yaşayan bir Aborjin topluluğu tarafından özel bir yolculuğa davet edilir. Bu yürüyüş, çölü baştan sona kateden, haftalarca süren bir keşif gezisidir; hem dış dünyayı hem de kendi içini keşfetme anlamında. Yazar, bu süreçte "sahip olmak" ile "olmak" arasındaki farkı, insan ruhunun doğayla ilişkisini, Batı uygarlığının kör noktalarını ve şifa kavramını yeniden öğrenir. Değerlendirme: Anlatım Dili ve Üslubu: Kitap sade, akıcı ve içten bir dille yazılmıştır. Okuyucuyu doğrudan yazarın yaşadıklarına tanıklık etmeye çağırır. Diyaloglar, ritüeller ve gözlemler aracılığıyla kadim bir bilgeliğe temas ettirir. Tematik Derinlik: Yalnızlık, aidiyet, toplumsal yabancılaşma, doğayla uyum, ruhsal bütünlük ve "gerçeklik" gibi temalar kitap boyunca güçlü şekilde işlenir. Kitabın sunduğu en çarpıcı mesajlardan biri, medeniyetin bize ne kattığı kadar neyi unutturduğunu da sorgulamasıdır. Ruhsal Gelişim: Bir Çift Yürek, modern insanın kaybettiği sezgisel bilgeliği yeniden hatırlamasına yardımcı olabilecek nitelikte. Yazar, kendi benliğini ararken bir kültüre değil, bir yaşam felsefesine şahitlik eder. Bu yönüyle kitap, sadece bir yolculuk hikâyesi değil, aynı zamanda bir uyanış çağrısıdır. Tartışmalar: Kitap, yayımlandığı dönemde "kurgu mu, gerçek mi?" tartışmalarıyla da gündeme gelmiştir. Bazı Aborjin toplulukları, Marlo Morgan’ın onları temsil etme
1000Kitap
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma