Bugün birisi politik görüşümü sordu. İster politikayla ilgileneyim, ister nefret edeyim; ne yanıt verirsem vereyim, açığımı yakalayacak. Neden tuttuğum takımı ya da burcumu sormuyor—daha insaflı olmaz mıydı?
Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini, hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektiğim tek şeyse, bu. Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek… Oysa, düşlerdir insana gerçeği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkanı sunan.
Kendine inananın yaşayabilmesi, mümkün değil—kendine inanan, başka hiçbir şeye inanamaz. Başkalarını inandırma çabası, kendine ait inanç kırıntılarından bir an önce kurtulma isteğidir. Ah, bu söylediklerime de bir inanan olsa…— olsa da hemen bunlara da ihanet etsem.
İnanç ile şüphe etmenin dışındaki yol nedir ki…
İnanç, bilmediği halde şüphe etmemek; ötekiyse, bilmediği halde şüphe etmektir.