Kafamda sürekli milyonlarca şey dolaşıyor. Hepsiyle tek tek konuşuyorum, kavga ediyorum, bazılarına saldırıyorum, kiminden kaçıyorum. Ama hepsiyle bir şekilde karşı karşıya geliyorum.
"Kendi hayatımı bir film izler gibi izliyorum ve bu kadar dışarıdan bakabilmek pek de normal sayılmaz. Her insan kendine biraz dışarıdan bakabilir kuşkusuz, hatta bunu yapabilmek iyi bir şey sayılır ama ben tamamen dışarıda kalmıştım ve tekrar dönebilmenin yolunu bir türlü bulamıyordum. Evinin anahtarını içeride unutmuş, balkondan, pencerelerden evine girmeye çalışan ve açık hiçbir yer bulamayan çaresiz insan gibiyim. Kendimi dışarıdan izliyorum ve nasıl içeri gidebileceğim hakkında bir fikrim yok. Toprak ayaklarımın arasından ikiye ayrılıyor. Hangi tarafa geçeceğimi bilmediğimden durduğum yer mezarım haline geliyor."
"Yakından bakabilseydi eğer kalbimin içinde duran kadının kendisi olduğunu fark edecekti; kalbimi çepeçevre saran kıpkızıl alevlerin içinde, tam ortasında bir yerde, onca ateşe rağmen güvenle esenlik içinde duran o kadının. Yanan büyük ateş, onun dışında kalbime giren her şeyi küle çeviriyordu. O hariç her şeyi. O ateşin, bir mum alevinin mumu eritmesi gibi beni de yavaş yavaş erittiğini göremedi."