Atatürk, yalnız Türk ulusuna önderlik etmekle kalmamış , yıllarca yabancı devletlerin boyunduruğu altında bir sömürge olarak yaşayan Müslüman milletlere kurtuluş, egemenlik ümidi vermiş, Müslüman milletlere de önder olmuştu.
Kesin olarak ifade ederiz ki, Atatürk yurduna olduğu kadar Müslümanlığa ve İslam dünyasına da hizmet etmiştir.
Yüzyıllar boyunca sözüm ona dini nedenlerle erkeklere göre birçok konuda geri bırakılmış, sınırlandırılmış, baskılanmış, hatta insanlık onuru ayaklar altına alınmış kadına, analık vasfına yakışır bir şekilde kadınlık ve insanlık onurunu yeniden kazandırmıştır. Atatürk'ün, Müslüman Türk kadınına verdiği medeni, sosyal, kültürel ve siyasal haklar her bakımdan İslam dininin ruhuna uygundur.
"Gerek ATATÜRK lehine din aleyhtarlığı yapılırken gerek din lehine ATATÜRK aleyhtarlığı yapılırken ATATÜRK'ü dine karşı gösterme taktiğinde birleşen fakat amaçları ve hedefleri değişik olan bu iki ayrı kesimin propaganda ve baskı gücü öyle boyutlara varmış ki dindar olmakla ATATÜRK'çü olmak birbirine zıt olarak algılanmıştır.
Bunlardan birine müminlik, diğerine kafirlik gözüyle bakılmaya kadar gidilmiştir.