Yusuf Odabaş

Yusuf Odabaş
@yusufodabas

Yusuf Odabaş

, bir kitap okudu
7/10
·208 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2023 00:00
·
2023 4. kitabı
Paul Auster
6.8/10 · 644 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Batı’da insanların kökü birdir. Dalları gelişir. Kökten bağlı olanlar, sosyal düzen tarafından birbirine benzer hallere sokulmuş insanlardır. Ancak bunlar büyüyüp gelişir ve ayakları sosyal güvenlik numaralarına saplanmışken elleriyle gidebildikleri kadar uzağa yükselirler. Oysa Doğu, kapalıdır. Kök ve dallar birlikte yaşar. Bunun nedeni, dalları koruyacak tarafsız bir sosyal düzeneğin olmamasıdır. Dal, ancak köküne yakınsa yaşar. Otuz beş kişilik aileler, tek evin içinde birlikte ölür. Evden kaçılmaz. Çünkü bu deliliktir. Evden kaçanı kimse koruyamaz. Batı’daysa evden kaçmak, gelişmenin tek yoludur. Aslında her ne kadar Doğu doğaya daha yakınmış gibi dursa da, hayvanların yavrularıyla ilişkileri düşünüldüğünde Batı toprağa çok daha yakındır. Toplumların bir el olduğunu düşünürsek, Batı’da eller açıktır. Avuç toplum, parmaklar bireydir. Doğu’daysa eller yumruk olmuştur. Bu yüzden, Doğulularla savaşmak için hepsini birden yok etmek gerekir. Yumruk bilekten kesilmelidir. Batılılarsa, parmak kırar gibi tek tek alt edilmelidir. Parmaklar teker teker kesilmelidir."
Sayfa 184·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
“Sizin en büyük sorununuz da bu. Bir rakı sofrasında dost olup, ertesi sabah birbirinizi bıçaklayabiliyorsunuz. İlk tanışmada yakınlaşıp, birbirinizi tanıdıkça uzaklaşıyorsunuz. Bizse tersini yapıyoruz. Uzaktan başlayıp, ağır ağır yaklaşıyoruz. Dost olmamız uzun sürüyor ama dostluklarımız kalıcı oluyor. Doğu ile Batı arasındaki fark hilal ile haç arasındaki fark kadar. Hilal bombeli. Haçtaysa dik açılar var. Hilal altında yaşayanlar da bombeli hayatlara sahip. Genişler, kurallarla ilgilenmiyorlar, zamanla ilgileri yok, çöl kumu gibi uçuşuyorlar. Haçın gölgesindekilerse sert ve köşeli hayatlar yaşıyorlar. Yasaları, kuralları olan, dik açılı hayatlar. Hilalin altındaki insana, haçın gölgesindeki düzeneğe inanıyor. Dolayısıyla hilalle yaşayanların her biri ayrı bir düzenek geliştiriyor. Küçük çeteler. Küçük düzenler. Haç, insana tek bir düzenek emrediyor. Doğu ile Batı arasındaki fark bu.”
Sayfa 183·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
"Avrupa’ya ilk giden Türklerin çoğu köylüydü ve herhangi bir kenti bile görmemişlerdi. Köyde at arabası kullanırken Avrupa’da Mercedes’e bindiler. Ama Mercedes’i de at arabası gibi kullandılar. Ancak onların çocukları, çevrelerine daha kolay uyum sağlayabildiler. Onların en büyük sorunuysa evlerinin Türkiye, sokağınsa Avrupa olmasıydı. Her Türk evi, Türk toprağı gibiydi."
Sayfa 48·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Mal namussa, namus da maldır. Alınır, satılır.
7/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 00:00
*Spoiler içerir* Hakan Günday Malafa'da, bir kuyumcu merkezinde işlerin nasıl yürüdüğünü Kozan karakterinin ağzından anlatıyor. Kitabın kurgusu, mücevher satışı ve tezgahtarların ürünleri binbir çeşit "tezgah" kullanarak en yüksek fiyata satması ve daha dikkat çekicisi bu tezgahın turistler henüz kendi ülkelerindeyken başlaması üzerine oluşuyor ve bu kurguyu sektörün jargon diliyle yüklü bir şekilde anlatıyor. Yazar, "satan" kelimesinin İngilizce "Şeytan" anlamına geldiğini söyleyerek, kitaptaki tezgahtarlar hakkında fikir edinmemize bu kelime oyunuyla katkı sağlıyor. Zaman aralığı ise sadece bir gün. Bu bir gün içerisinde onlarca "tezgah" okuyoruz. Kitabın kurgusu bu olsa da bence asıl gövde gösterisi tespitler üzerinden yapılıyor. Doğu-Batı kültürleri ve sosyal ilişkiler üzerine yaptığı tespitlerini içten içe hissetmeme ve aslında apaçık ortada olmasına rağmen, bu düşüncelerimi yazarın bir paragrafta özetlemesi beni etkiledi. Örneğin Avrupa'ya ilk giden Türkler hakkında yaptığı tespit dikkate değer; "Avrupa’ya ilk giden Türklerin çoğu köylüydü ve herhangi bir kenti bile görmemişlerdi. Köyde at arabası kullanırken Avrupa’da Mercedes’e bindiler. Ama Mercedes’i de at arabası gibi kullandılar. Ancak onların çocukları, çevrelerine daha kolay uyum sağlayabildiler. Onların en büyük sorunuysa evlerinin Türkiye, sokağınsa Avrupa olmasıydı. Her Türk evi, Türk toprağı gibiydi." Bir diğer beğendiğim tespit sosyal ilişkiler üzerine; "Sizin en büyük sorununuz da bu. Bir rakı sofrasında dost olup, ertesi sabah birbirinizi bıçaklayabiliyorsunuz. İlk tanışmanızda yakınlaşıp, birbirinizi tanıdıkça uzaklaşıyorsunuz. Bizse tersini yapıyoruz. Uzaktan başlayıp ağır ağır yaklaşıyoruz. Dost olmamız uzun sürüyor ama dostluklarımız kalıcı oluyor." Özetle, sadece kurgudan oluşmayan,
Edebiyat & Roman
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma