Yusuf Odabaş

Yusuf Odabaş
@yusufodabas
Mal namussa, namus da maldır. Alınır, satılır.
7/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 00:00
*Spoiler içerir* Hakan Günday Malafa'da, bir kuyumcu merkezinde işlerin nasıl yürüdüğünü Kozan karakterinin ağzından anlatıyor. Kitabın kurgusu, mücevher satışı ve tezgahtarların ürünleri binbir çeşit "tezgah" kullanarak en yüksek fiyata satması ve daha dikkat çekicisi bu tezgahın turistler henüz kendi ülkelerindeyken başlaması üzerine oluşuyor ve bu kurguyu sektörün jargon diliyle yüklü bir şekilde anlatıyor. Yazar, "satan" kelimesinin İngilizce "Şeytan" anlamına geldiğini söyleyerek, kitaptaki tezgahtarlar hakkında fikir edinmemize bu kelime oyunuyla katkı sağlıyor. Zaman aralığı ise sadece bir gün. Bu bir gün içerisinde onlarca "tezgah" okuyoruz. Kitabın kurgusu bu olsa da bence asıl gövde gösterisi tespitler üzerinden yapılıyor. Doğu-Batı kültürleri ve sosyal ilişkiler üzerine yaptığı tespitlerini içten içe hissetmeme ve aslında apaçık ortada olmasına rağmen, bu düşüncelerimi yazarın bir paragrafta özetlemesi beni etkiledi. Örneğin Avrupa'ya ilk giden Türkler hakkında yaptığı tespit dikkate değer; "Avrupa’ya ilk giden Türklerin çoğu köylüydü ve herhangi bir kenti bile görmemişlerdi. Köyde at arabası kullanırken Avrupa’da Mercedes’e bindiler. Ama Mercedes’i de at arabası gibi kullandılar. Ancak onların çocukları, çevrelerine daha kolay uyum sağlayabildiler. Onların en büyük sorunuysa evlerinin Türkiye, sokağınsa Avrupa olmasıydı. Her Türk evi, Türk toprağı gibiydi." Bir diğer beğendiğim tespit sosyal ilişkiler üzerine; "Sizin en büyük sorununuz da bu. Bir rakı sofrasında dost olup, ertesi sabah birbirinizi bıçaklayabiliyorsunuz. İlk tanışmanızda yakınlaşıp, birbirinizi tanıdıkça uzaklaşıyorsunuz. Bizse tersini yapıyoruz. Uzaktan başlayıp ağır ağır yaklaşıyoruz. Dost olmamız uzun sürüyor ama dostluklarımız kalıcı oluyor." Özetle, sadece kurgudan oluşmayan,
Edebiyat & Roman
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2023 17:35
Alfa Ndiaye'nin kardeşten öte gördüğü Mademba Diop'un savaşta ölmesi üzerine, intikam duygusuyla cephede deliliğin sınırlarında gezmesini, bugüne kadar oluşturduğu kişiliğinin yansımalarını ve iç hesaplaşmasını Alfa'nın kendi bakış açısından okuyoruz. Alfa intikam için her gece düşman hattından mavi gözlü bir askeri öldürüp, silah tutan kolunu keserek kendi kampına getiriyor. Bu yaptığını hafifletmek, suçlu hissetmemek adına öldürdüğü kişinin, ailesini cezalandırmak için eyleminin Tanrı'nın isteği olduğuna ve düşman askerini oraya koyanın da Tanrı olduğuna inanıyor. Arkadaşının intikamının peşinde ne kadar canileştiğini, bir süre sonra kendi silah arkadaşları ve komutanlarının bile ondan çekinmesinden ve korkmasından anlıyoruz. Alfa'nın aynı şeyleri tekrar tekrar söylemesinden kimi zaman sıkılsam da, bunun sanrılarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bence kitapta yapılan en iyi tespit şu kısımdı; "İnsanoğlu gerçekler için absürt açıklamalar arar her zaman. Bu böyledir. Böylesi daha basittir. Biliyorum, ne istersem onu düşünebildiğim bu anda anladım bunu. Savaş arkadaşlarım, beyazlar ya da siyahlar, onları öldürenin savaş değil de kem göz olduğuna inanma ihtiyacındalar. Karşı taraftaki düşman tarafından atılmış binlerce mermiden birinin ezkaza onları öldüren olmayacağına inanamaya ihtiyaç duyuyorlar. Rastlantı çok absürt şey. Bir sorumlu arıyorlar, onlara ulaşan düşman mermisinin fena, kötü niyetli biri tarafından onlara yönlendirildiğini düşünmeyi tercih ediyorlar." Özetle, masumiyet ve caniliğin ince çizgisinin savaşın ve sömürgeciliğin acı gerçekleriyle silikleştiği etkileyici bir roman.
Gece Tüm Kanlar KaradırDavid Diop · Sahi Kitap · 2021499 okunma
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2023 00:00
*Spoiler içerebilir* Yazar hikayesini Çin’de uygulanan tek çocuk yasası üzerinden kurguluyor. Bayan Ming ise sanki bir protesto, bir başkaldırı gibi on çocuğu olduğunu belirten bir karakter. On çocuğunun hayali ya da gerçek olmasından daha önemli şeyler olduğunu kitapta ilerledikçe fark ettim. Hikaye, Çin'e ticaret anlaşmaları yapmak üzere giden Fransız bir iş adamının, Bayan Ming'in çalıştığı otel tuvaletinin kapısında tesadüf eseri tanışmasıyla başlıyor. Bayan Ming, on çocuğunu Konfüçyüs öğretileri ile bezeli hikayelerle anlattıkça, Fransız iş adamı iç dünyasında değişim yaşıyor. Çin’in ekonomi politikalarından kaynaklı olarak kapitalizmin, keskin bir şekilde şehri ve toplumu nasıl değiştirdiğinden de bahsediyor yazar. Fabrikalarda birbirlerinden ayırt edilemeyen işçileri ve bu işçilerin birbirlerinden ayırt edilemeyen oyuncak bebekler imal ettiğini okuyoruz. Fransız iş adamı bu oyuncakları ayırt edici hale getirenin, oyuncaklara sevgi ve bir hikaye veren çocuklar olduğunu söylüyor. İnsanlar için de aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum. Bizi de ayırt edici kılan imgelem yeteneğimiz, sevdiklerimiz ve peşinde koştuğumuz hayallerimizdir. Yazar, Çin’in uyguladığı tek çocuk politikasının bir çocuğu metalaştırmasından dolayı Çin toplumunun neler kaybettiğini, Bayan Ming’in, birbirlerinden farklı ve özgün yeteneklere sahip olan çocuklarını anlattıkça gözler önüne seriyor. Yazarın dikkat çektiği bir diğer konu ise, Bayan Ming'in, neredeyse hepimizin tanıdığı, günümüzde de birörnek olan ebeveynlerin, çocuklarını "standart" bir yetiştirme paradigmasından farklı bir yol izleyerek yetiştiriyor olması. Her bir çocuğunu kendi hedefi doğrultusunda değil çocuklarına özel ve onları özgün kılan yeteneklerinin doğrultusunda hareket etmeleri ve hayallerinin peşinde koşmaları için
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2021 00:00
Bazı ülkelerin neden yoksul ve diğer ülkelerin neden zengin olduğunu, bol çeşitli örneklerle anlatan bir kitap. Tarihten verdiği bazı örneklerin günümüzde de halen aynı şekilde uygulandığını gördüğünüzde ülkelerin neden bulundukları halde olduğunu çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Tarihte ülkeler için kritik dönemeçleri ve küçük farklılıklardan kaynaklı olarak değişimlerini çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,585 okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Kitapta doğru soruların sorulduğunu görüyoruz ve bu sorulara verilen cevaplar geleneksel ve/veya siyasi ideolojiye bağlı olmaksızın özgün düşüncelerle veriliyor. Bu cevapların diğer bilim dallarının yok sayılarak yorumlanmasının doğru bir metod olmadığının altını çiziyor ve bir bütün olarak ele alıyor. Tarih hakkında aldığımız eğitimin ne kadar tutarsız ve sorgulamaktan uzak olduğunu farketmemizi sağlıyor.
Bunu Herkes BilirEmrah Safa Gürkan · Kronik Kitap · 20204,420 okunma