bronte kardeşlerin yine muhteşem kaleminden çıkan bir aşk romanı. okurken son derece keyif alacağınız, karakterlerin yaşamlarını derinden etkileyen olayların seyircisi olacağınız harika bir roman. roman ingiliz kırsalında geçmekle beraber iki çiftlik evinde geçiyor. birincisi earnshawların çiftliğinde, uğultulu tepelerde geçiyor. londra'dan gelen bir adamın uğultulu tepelere ziyareti sonrası başlayan merakıyla, evdekileri yakından tanıyan mrs.dean'ın anlatımıyla olayları öğreniyoruz. daha fazla bilgi vermek ve olayın süprizini bozmak istemiyorum fakat herkesin bir kez okumasını isteyeceğim bir kitap. aşk romanı da denildiğine bakmayın, kitapta olmadık kotu duygulara tutsak şey yok. nefret, intikam,kin ve kıskançlık gibi pek çok duyguyu-iyi ya da kötü olmakla beraber-gorebılıyoruz. bundan sonrası henüz okumadıysanız spoiler olabilir ama buna değinmeden geçmek istemiyorum. catherine ve heathcliff'in birbirine olan koşulsuz ve ebedi bağlılıkları beni en çok etkisinde bırakan kısımdı. heathcliff'in ölüme en yakın olduğu zamanlarda bile onu düşünmesi, anılarının canlanması aynı zamanda bitmek bilmeyen bir acı çekmesi beni hem etkiledi hem de bir tık üzdü. ancak ölümden sonrası için beraber olduklarını öğrendiğim için kitabı huzurlu bir şekilde bitirebildim. kitabı okurken heathcliff'e karşı binbir çeşit duygu besledım. bunlardan bazıları da nefret ve acıma oldu. en baslarda sürekli olarak ezildiği için ona karşı bir sempati duyuyor, üzülüyor ve acıyordum ancak heathcliff'in uzun zaman sonra yokluğunda değişimi bunu nefrete çevirdi maalesef. intikam duygusuna olan saplantısı olmasaydı belki çok daha iyi bir hayat yaşayabilirdi. aşık olduğu kadının kızına yaptığı psikolojik, fiziksel işkenceler ve dahaları beni ondan epey soğuttuğu kısımlardı. ancak yine kitabın sonunda da