Fiziğin, daha doğrusu doğanın, milyonlarca taşı olan bir satranç oyununa benzediğini düşünelim. Biz taşların hangi yasalar uyarınca hareket ettiğini bilmek istiyoruz. Büyük tanrılar bu satranç oyununu çok çabuk oynadıklarından görüp anlamak zor. Ama yine de bazı kuralları yakalayabiliriz, ayrıca her hamleye bakmadan bulabileceğimiz bazı kurallar da vardır. Örneğin oyun tahtasında tek bir fil, bir beyaz fil bulunuyor. Fil hep çapraz hareket ettiği için bulunduğu karenin rengi hiç değişmeyecektir. Tanrılar oynarken biz bir ara başımızı başka yana çevirsek, sonradan tahtaya tekrar baktığımızda beyaz filin başka bir yerde, ama aynı renkteki bir karede bulunmasını bekleyebiliriz. Bu, korunum ilkesi türünden bir şeydir. Oyun hakkında hiç olmazsa bazı şeyleri bilmek için her an bakmamız gerekmez.
Satranç örneği bu yasa için tam doğru olmayabilir. Eğer başka tarafa uzunca bir süre bakarsak fil kaybedilmiş, piyon vezirliğe terfi etmiş ve tanrı siyah karede olan o piyonun bulunduğu yerde vezir değil de bir fil bulunmasının daha iyi olacağına karar vermiş olabilir. Ne yazık ki günümüzdeki bazı yasaların da tam doğru olmadıkları sonradan ortaya çıkabilir.