O da öbürleri gibi çaresiz bir hastaya gösterilen özenle davranıyor bana. Yakamı düzeltiyor, elini yavaşça kolumun üstüne koyuyor, sevecenlikle gülümsüyor. Kötü, karamsar günler yaşadığımı biliyor. En sevmediğim şey acınmak. Bu yüzden uzaklaşıyorum ondan. Onun herşeyi öğrenmek isteyen meraklı gözlerinden, aklımdan geçenleri bilmek için çevremde dönüp durmasından hoşlanmıyorum. İnanç tükendi içimde. O kadar sevdiğim, saydığım Hüsnü Bey bile biraz yabancı şimdi. Gerçeği görüyor gözlerim. Kapkaranlık yüreğim. Oturup ölümü beklemekten başka dünyada yapılacak şey kalmamış gibi çenemi ellerimin arasına alıp bir yere çökmek, unutmak, unutulmak, işte bütün isteğim.