yz vizyonu
yz vizyonunu nereden alıyor? mesela ben ona iki bölümü eş zamanlı okumak istediğimi söylediğimde bunun yerine serfika da alabilirsin dediğini görüyorum. internetteki kimse reddit kullanıcılarından oluşan yz vizyonu sizin vizyonunuza sahip olmayabilir. yani anlamıyor ne yapmaya çalıştığımı aklı almıyor. kariyer yolumuzu bile danışamıyoruz. vasat cevaplar veriyor.
Reklam
Kuantum Çağı ve İdrakin Hicreti: "Mülk O'nun"
Kuantum Çağı ve İdrakin Hicreti: "Mülk O'nun" "Kuantum fiziği çıktı mertlik bozuldu mu?" Her şeyin olabilirlik düzlemine dahil olması, insanı zihin ve felsefe dünyasında reform yapmaya mecbur etti... Newton’un o saat gibi tıkır tıkır işleyen, her şeyin yerinin ve zamanının belli olduğu determinist evreni bize bir konfor alanı sunuyordu. Ne de olsa sebep belliydi, sonuç belliydi; akıl, doğrusal bir çizgide güvenle yürüyordu. "Mertlik" o düzlemde, kuralların netliğindeydi. Sonra kuantum fiziği sahneye çıktı ve o net çizgileri birer olasılık bulutuna dönüştürdü. Bir parçacığın aynı anda hem burada hem orada olabilmesi, gözlemcinin niyetinin ve bakışının deneyin sonucunu doğrudan bükmesi, klasik mantığın ezberini tamamen bozdu. Artık "ya o ya bu" diyemiyoruz; evren bize felsefi bir zorunlulukla "hem o hem bu" demeyi dayatıyor. Bu durum, zihinsel dünyamızda çok köklü bir reformu zorunlu kılıyor çünkü: "Mutlakiyetten olasılığa"...Katı determinizm yerini ihtimaller felsefesine bıraktı. Bu da ahlâktan ontolojiye kadar her şeyi statik bir yapıdan, dinamik bir sürece dönüştürdü. "Özne ve nesne bütünlüğü"... Kuantum, gözleyen ile gözleneni birbirinden ayıramayacağımızı söyler. Yani insan, evreni dışarıdan izleyen tarafsız bir seyirci değil; baktığı her şeyi dönüştüren, varoluşun aktif bir paydaşıdır. "Doğrusal olmayan nedensellik"... Hayat ve düşünce artık düz bir çizgide akmıyor. Tıpkı biyolojideki anlık mutasyonlar veya ekosistemdeki kırılmalar gibi, zihin dünyamızda da sıçramalarla, öngörülemez eşiklerle düşünmek zorundayız. Bu yeni düzlemde "mertlik" belki biçim değiştirdi ama büsbütün yok olmadı. Eski dünyanın katı ve her şeyden emin olan o sahte güvenliğinden sıyrılıp; olasılıkların, belirsizliğin ve muazzam bir iç içe geçmişliğin getirdiği o derin bilgeliğe
yz kullanımı iki uçlu bıçak gibi. sen ne yazdıysan onu katlayarak sana veriyor. iyi şeyler yapmak da mümkün ama kendi hayatımdan yola çıkarak söylemeliyim ki aynı kişi hem iyi kullanıcı hem kötü kullanıcı olabiliyor farklı zaman dilimlerinde. kendimle ilgili çok bilgi verdiğimi fark edip bir süreliğine uygulamayı sildim. ayrıca üni öğrencilerine bedavaya vermeleri kötü oldu çünkü insanın öğrenme ve emek düzenini altüst etti. 1 yılı tamamlamama 5 ay kalmışken bırakıyorum geri dönülmez yere gelmeden bırakmak için. bundan sonra özel konular için araçlarım kağıdım kalemim genel böyle konular için de burayı bi twitter formatında kullanıyorum, çünkü twitterda viral olmaktan ve linç yemekten acayip korkuyorum. selamlar
Kuantum çağı ve idrakin hicreti !
"Kuantum fiziği çıktı mertlik bozuldu mu?" Her şeyin olabilirlik düzlemine dahil olması, insanı zihin ve felsefe dünyasında reform yapmaya mecbur etti... Newton’un o saat gibi tıkır tıkır işleyen, her şeyin yerinin ve zamanının belli olduğu determinist evreni bize bir konfor alanı sunuyordu. Ne de olsa sebep belliydi, sonuç belliydi; akıl, doğrusal bir çizgide güvenle yürüyordu. "Mertlik" o düzlemde, kuralların netliğindeydi. Sonra kuantum fiziği sahneye çıktı ve o net çizgileri birer olasılık bulutuna dönüştürdü. Bir parçacığın aynı anda hem burada hem orada olabilmesi, gözlemcinin niyetinin ve bakışının deneyin sonucunu doğrudan bükmesi, klasik mantığın ezberini tamamen bozdu. Artık "ya o ya bu" diyemiyoruz; evren bize felsefi bir zorunlulukla "hem o hem bu" demeyi dayatıyor. Bu durum, zihinsel dünyamızda çok köklü bir reformu zorunlu kılıyor çünkü: "Mutlakiyetten olasılığa"...Katı determinizm yerini ihtimaller felsefesine bıraktı. Bu da ahlâktan ontolojiye kadar her şeyi statik bir yapıdan, dinamik bir sürece dönüştürdü. "Özne ve nesne bütünlüğü"... Kuantum, gözleyen ile gözleneni birbirinden ayıramayacağımızı söyler. Yani insan, evreni dışarıdan izleyen tarafsız bir seyirci değil; baktığı her şeyi dönüştüren, varoluşun aktif bir paydaşıdır. "Doğrusal olmayan nedensellik"... Hayat ve düşünce artık düz bir çizgide akmıyor. Tıpkı biyolojideki anlık mutasyonlar veya ekosistemdeki kırılmalar gibi, zihin dünyamızda da sıçramalarla, öngörülemez eşiklerle düşünmek zorundayız. Bu yeni düzlemde "mertlik" belki biçim değiştirdi ama büsbütün yok olmadı. Eski dünyanın katı ve her şeyden emin olan o sahte güvenliğinden sıyrılıp; olasılıkların, belirsizliğin ve muazzam bir iç içe geçmişliğin getirdiği o derin bilgeliğe (irfana) adım atmak gerekiyor. Zihin, bu reformu
Bilinçakışı
yapay zeka çağında hangi yetenekler ön plana çıkacak? sorunun kendisi hatalı gibi artık yetenekli olmamıza gerek kalmadı. bu olası cevaplardan biri. bir diğeri insanın analiz yeteneğinin sezgi gücünün her zaman makinelerden daha iyi olacağına dair bir varsayım. ya bize ait olan fikir sandığımız şeyin mülkiyeti kavramı nereye evrilecek? biz para kazanmak için ne yapacağız ve insanlar sadece yaşamak için yaşarlarsa biz buna alışık değiliz sonuç nereye evrimleşecek? fabrika nasıl üretimi kolaylaştırdıysa düşünce üretimi de öyle kolaylaştı fabrikaya direnen zanaatkarlar gibi düşünce üretimine direnen beyaz yakayı görüyoruz. yok yapay zeka balon. he canım. fabrika geldi iş bitmedi. o zamanların privilige ı olan yeni bir iş türedi. düşünmek... şimdinin privilige ı (ayrıcalık) nasıl hiç düşünmüyor hayata keyif çatmaya gelmiş anadan babadan zengin diyorsak o olacak herhalde. yani düşünmeyi de bırakcağız yavaş yavaş. nasıl spor salonuna gidiyorsak beyin jimnastiğine de gideriz. size bir robot gönderelim çocuğunuzu robotumuz eğitsin diyeceklermiş. peki ya eğitim ne için olacak? fabrika neye dönüşecek? sistem neye dönüşecek? ne üreteceğiz? sırada ne var? emek sömürüsü bitiyor mu? yaşamak için üret gidiyor mu? önceden kast sistemi vardı geçiş yapamıyorduk sonra okulu okuyanlar sınıf atlamaya başladı. şimdi sırada daha adil bir düzen mi gelecek? mesela çocukluktan itibaren izlenen beyinler yaratıcılıkları doğrultusunda sınıf atlayabilecekler mi? sınıf kavramı ne olacak? sınıfın bir önemi kalmayacak mı? ya da zaten zenginler ne olursa ne yapacaklarını çoktan düşündü de kendilerine ait mahzenlerine sığınıp dünyanın yok oluşunu mu izleyecekler? peki ya yz hepsini şimdiden tahmin ettiyse. ne yazacağımı tahmin eden bir göz beni izliyorsa... ya bu dinlerin hayali olan izlenme görülme
Reklam
Reklam