Arada çok şeyler değişmişti o artık bir imparatorluğun Harbiye nazırı, orduların başkumandan vekili ve bir imparatorluğun mutlak efendisi değildi. Bu devlet, bir zaman bir hürriyet kahramanı ve halkın göz bebeği olarak yükselen ve efsanevi bir şöhrete ulaşan bu genç insanın ve arkadaşlarının sonu gelmez hatalarıyla evvela bir komitacılık idaresine sürüklenmiş ve ardından itildiği dünya harbinde bütün varlığıyla çöküp gitmişti. Bütün bu işler için aradan geçen zaman ise yalnız on yıldan ibaretti. Enver Paşa'nın ve arkadaşlarının arkalarına bıraktıkları bu 10 yıllık kanlı iznin üzerinde 3 milyon insanın kanı, yahut cesedi yatıyordu.
Devletin bütün toprakları içinde belki tek temel olan fakat bu devleti idare edenlerin hiç bilmedikleri, hiç benimsemedikleri bir yer varsa o da Anadolu'ydu.
Soğuk ve kara bir gerçekle işte karşı karşıydık. Bu hakikatı anlamakta ise hakikaten zorluk çekiyorduk. Demek bizim bilmediğimiz anlamadığımız bir şeyler vardı ve şimdi bu çıplak hakikate alışmak gerçekleri olduğu gibi bilmek ve görmek lazım geliyordu.