Lirik öykü ve destanların hepsinde müşterek olan şuydu; bunlarda aşk hiçbir zaman visale ulaşamayan bir şey, yani ebedi bir hasretti. Mecnun Leyla'yı arar Leyla için yanar fakat Leyla'yı gördüğü zaman tanımaz ve her rastladığı kıza sen Leyla mısın diye sorard. Cevap alması da şart değildi çünkü leyla'yı esen rüzgar, uçan kuş, çağlayan su yahut da dağda dolaşan gazal yavrusu pekala temsil edebilirdi.
Fedakarlık, kahramanlık hiçbir karşılık için değildi. Mecnun çöle düşer veya başına kuşlar yuva yapardı. Ferhat, kaya deler veya dağı da üzerine kordu. Halbuki onların sevgilileri olan Leyla'lar Şirin'ler bu mecralarda ancak pasif birer subjedirle. Her biri bir hayale aşık olan ortaçağ şövalyelerinin o hayallerde yaratılan prensesleri gibi bir şeydirler.