Onbinlerin Dönüşü: Bir Metnin İçinden Tarihle Yüzleşmek
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
Bazı kitaplar vardır; geç okunur ama eksik kalmış bir parçayı yerine oturtur. Anabasis, benim için tam da böyle bir metin oldu. Yıllarca hukuk kürsüsünde, dosyalar arasında, insan hikâyelerinin en çıplak hâliyle karşı karşıya kaldım. Sonra yazıya döndüm, hafızaya, tanıklığa… Ama insan, ne kadar okursa okusun, bazı metinleri geciktirir. Geciktirdiğini fark ettiğinde ise, bu gecikme bir eksiklik gibi çöker içine. Bu kitap da öyleydi. Antik dünyanın içinden, Milattan Önce 4. yüzyıldan seslenen bir metin: yürüyen bir ordunun, dağılan bir düzenin, hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesi. Ama aynı zamanda, bugün hâlâ süren tartışmaların içine düşen bir belge. Bu kitabı elime almam bir tesadüf değildi.Sosyal medyada karşılaştığım bir tartışma…Dil üzerinden başlayan, kimlik üzerinden sertleşen, tarih üzerinden keskinleşen bir tartışma. Bir fenomenin Kürtçe üzerine yaptığı paylaşımlar… Ve ardından gelen ithamlar: inkârcılık, cehalet, tarih bilmezlik….Şöyle diyebilmişti: “siz yokken biz buradaydık.” Bu fenomen Anadolu topraklarında henüz Türkler yokken Kürtler’in var olduğunu belirterek beni bir çeşit ırkçılıkla itham etmişti. Oysa Ben sosyalist bir anlayışa sahip biri olarak etnik ayrım yapmayan biriyim. Ben de kendisine Kürtler Mezopotamya’da Kuzey Irak’ta, Kuzey Doğu Suriye’de, Batı İran’da ve Türkiye sınırlarında da Hakkari ve Van havzasında olduklarını, Kafkasya’dan Iskenderun Körfezine kadar geri kalan Orta ve doğu Anodolu topraklarında Ermeniler’in olduğunu, geri kalanda da Hellenlerin (Rumların) olduğunu, Kürtlerin Anadolu’ya Oğuz Göçleri sırasında Türklerle birlikte girdiklerini söyledim. Beni inkarcılıkla suçladılar ve o sayfayı takip eden bir çok kişi hakaretimiz bir şekilde rencide edici şeyler söylediler. Oysa mesele benim için ideolojik değil,
AnabasisKsenophon · İş Bankası Kültür Yayınları · 20151,155 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 10:11
Antik çağlarda içilenler , 17. 18. 19 ve 20 yy da içilen içkiler …. Bildiğimiz içeceklerin nasıl keşfedildiği ve en önemlisi de bu içeceklerin dünya tarihini ne derece etkilemiş oldukları anlatılıyor kitapta. Çok ilginç bilgiler gerçekten. Ben büyük bir merak ve ilgiyle okudum. Sudan sonra insanlık tarihinin ilk keşfettiği içecek biraymış mesela. Yerleşik hayata geçip tarınla uğraşan insanlar tesadüfen bulmuşlar birayı. Mesela şarap , tarihi cilalı taş dönemine kadar uzanıyor, İlk izlerine İran ın Zagros dağlarında rastlanmış. Şarap o tarihlerden günümüze elitler içeceği algısıyla gelmiş. Kast sistemi . Zenginler krallar şarap içer fakirler bira. Sonra Araplar şarabı damıtıp rom u bulmuşlar. İlaç gibi kullanmışlar. Peki köleliğin içecekle ilgisi var mı derseniz evet varmış . Kitap tüm gerçekliğiyle anlatıyor. İngilizlerin Amerika kıtasındaki yerli halkı şeker kamışı ektirmek ve buna bağlı alkollü içkiler üretmek pazarlamak adına halkı köleleştirdiği görülüyor. Her köle çalıştığını karşılığı ya bira ya şarap ya da damıtık içkiler para karşılığı veriliyor. Çay. Çay ın ilk anavatanı Çin. Ordan Himdistan’a Hindistandan da İngiliz ler aracılığıyla tabi bu aracılıkta sömürgecilik savaş ve para var, Avrupaya açılıyor. Kahve ilk Yemen de içiliyor. Alkol barındırmadığı için bütün arap coğrafyasının en popiler içeceği oluyor. Avrupaya açıldığında Avrupa için farklı bir kültürü de beraber götüyor. Kahvehaneler. Bilim insanlarının mucitlerin hocaların ateşli bilim sohbetlerinin içeceği oluyor. Ve coca cola. Coca Cola aslında bir kocakarı ilacıymış 17. Yy da. Coca bitkisinin yemişleriyle Cola bitkisinin yapraklarından elde ediliyor. Coca bitkisinde kafein den dolayı ilaç olarak kullanılmış. Tabi ki formülü gizli. Coca Cola savaşlar askerler içeceği ve Kapitalizmin en büyük
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Kırmızı Kedi Yayınları · 20241,221 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gece Yarısı Kütüphanesi
9/10
·282 syf.··
2026 3. kitabı
·
503 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 02:12
Gece Yarısı Kütüphanesi uzun zamandır kitaplığımda bekleyen bir kitaptı. Bazı kitapların gerçekten bir “okunma zamanı” oluyor; bu da benim için o zamanı şimdiymiş gibi hissettirdi.Kitap soğuk, sakin ama bir o kadar da iyi geldi. Bitirdikten sonra dönüp “Ben neler için teşekkür ediyorum?” diye düşündüm. Ve şu an yaşadığım hayatın, tüm keşkelere rağmen, belki de olabilecek en iyi hayat olduğunu fark ettim. Hep “Keşke şöyle olsaydı, böyle yapsaydım” diyoruz ama kitap şunu hissettirdi: Olması gereken zaten olmuş. İyi ki de böyle olmuş. Çünkü başka bir yolu seçseydik bizi neyin beklediğini bilmiyoruz ve o sürprizler her zaman mutluluk getirmeyebilir. Bazı kitaplar vardır, tam ihtiyacın olduğu anda okunur. Belki de şu an yaşadığım hayat, olabilecek en doğru hayat.İyi ki böyle olmuş. İçimde sessiz bir şükür bıraktı.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 2. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 15:45
Dan Brown müthiş bir geri dönüş yapmış. Tüm kitaplarını okumuş biri olarak bu kitabında da çok emek harcadığını,günümüzü de çok güzel ele aldığını söylemeden geçemeyeceğim. Kahramanımız Langdon bu sefer kendini Prag’da, Katherine ile aşk yaşamaya ve tatile gitmişken bir anda maceranın içinde buluyor. Profesör sabah 6.50 ‘de güzel bir yürüyüş yapmak için uyandığı karlı bir Prag gününde ne kadar zorluk yaşayabilir ki? Semboller,rüyalar,bilinçaltı… Yürüyüş yaparken bunları düşünen Langdon yolda karşılaştığı manzara karşısında ne yapacağını bilemez. Katherine rüyasında geleceği mi gördü?Rüya ile nasıl gelecek görülebilir?Bu mümkün mü? kafasında bu sorularla birlikte bir karar verir ama verdiği karar doğru mudur? Langdon Katherine ile tekrar buluşabilecek midir? Ne olduğunu anlayamayan Profesör, Bilincimiz ölürse yaşamaya devam edebilir miyiz?Peki fiziksel bedenimiz ölürse, hala bilincimiz yaşar mı? Ölüm bir son mu? gibi sorularla kendini bir kovalamacanın içinde buluverir. Yazar bu kitapla hayatı ve ölümü tekrar sorgulamamızı sağlamış. Açıkcası kitabı okurken cinayetler,katili bulma gibi olaylar beni çok heyecanlandırsa da Amerika,Rusya,Çin gibi ülkelerin dünyanın en etkili silahını yapabilmek için neleri mümkün kılabileceğini, hayatımızın içine haberimiz bile olmadan ne kadar girebileceklerini görmek…Çok ürküttü. Kitabı çok beğendim. Tavsiyemdir.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,042 okunma
Mavi Ülke
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren kendinizi Zagros’un eteklerinde, özgürlük uğruna verilen bir mücadelenin tam ortasında buluyorsunuz. Zagros Dağları’nın kokusunu adeta ciğerlerinize çekiyorsunuz. Yeşillikler arasından savaşçı kıyafetiyle Şahan çıkıyor karşınıza. Elinde kaçak çay, yüzünde hafif bir tebessüm... Uçurumun kenarında çaylarımızı yudumlarken gözlerimiz dağların o eşsiz güzelliğinde kayboluyor. Birden Pezkûvî beliriyor, başıyla selam veriyor bize. Şahan kendi yazdığı şiirlerden okuyor; her dize, yüreğimizin bir köşesine dokunuyor. Çayın buğusu, dağın sessizliği, dizelerin gücüyle birleşiyor. Arkadaşları geliyor Şahan’ın yanına, bizi voleybol oynamaya davet ediyorlar. Davetlerine karşılık verip onlarla oynuyoruz. Kahkahalarımız yankılanıyor Zagros’un kayalıklara ın arasında. Zagros’un kokusu içimize işliyor; asla ayrılmak istemiyoruz. Ama gitmeye mecburuz. Vedalaşıyoruz Şahan’la,İçimiz burkuluyor. Bir yanımız dağda kalıyor belki de... Eğer yürekten yazılmış, ruhunuza dokunacak, sizi içine çekecek bir roman arıyorsanız… Bu kitabı okuyun. Bitirdiğinizde sessizce kitabı kapatacak ve bir süre öylece kalacaksınız. Çünkü bazı hikâyeler sadece okunmaz... yaşanır. Fırat Can
Kurdî
Hep Mavi KalFırat Can · Aryen Yayınları · 201990 okunma
Silav bindestno :) Ev çi berhem bû !
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 03:28
Wek hûn jî fehm dikin dem a pirtûkekê de jegirtin zêde parve bikim û li ser lêkolîn û ramanên xwe binivîsînim eşkere ye ku min gelêkî ecibandîye . Yanî ez tenê bêjim min ecibandîyê û derbas bibim ev neheqîyê ji bo vê pirtûkê. Ez nizanim min çi xwend wek manîfestoyek e ev berhem , di nav de civaknasîya kurda , derûnîya mirovên bindest bi taybetî semptomên bindestîyê wan , kemasîyên li ser mafen jinan û di binî da ji (hetta li serda jî ) rexneyên civaknasîyên zayendî yên newekhevî rêz kirîye , hehhh û ya herî taybet jî LEHENGÎ nexş dike .Dema derdarê şer û berxwedana seyîdxanê usîvê seydo û rêhevalê wan nivîs kirîye , mirov dibê qey li ew cengê de tevahî wan şer dike û mişt şanaz dibe ! Min got qey ez gullê tifingê wanim û enîya dijminde tekîyam ! Min got qey ez avim min tîbûn a wan şikestand , min got qey ez çîyayê mêrdîn qoser û gundê zonê me ez li hêvîya wan bûm û min dixwest ez wan veşêrim ji romên gur û neyaran ! Lê kêmasî di nav dilê min da peyda bû , gora mîr seyîdxanê usîvê seydo serlêdanek bikim ew e temam bibe dibêm qey .Cîhê wî û ê rêhevalên wî , cîh ê lehengên me ; wek a di nav tîrêjên rojê de be ronî be .Bê guman her dem ew ê hişê me de cîhekî kûr û xweşik bigrin Ez dixwazim hûn mencikê , zagros (terfa) , osê , seyidxan hemû nas bikin , her yek êşeke her yek birînek e , bawerim hûn e tiştekî ji xwe jê bibînin çimkî em netewekî birîndar û dilşikestîne taybet ji BİNDEST ! Têra xwe ez girîyam ez dibêm hûn ê ji wisa bibe :( Ev berhem wek e mirovên misilman di mala wan de kuran pêwîste ji bo netewên kurdan jî pêwîste ku mala wan de cîh bigre û bê xwendin her hevokê wê bê daqurtandin û heb heb bê xwendin û bê fehm kirin . Berhemek pirhalî ye , Her halîyê we wek her perçeyek welatêmin hêja ye .Belkî mijarê wan jihev cûda be lê tevahî dibe yek , nabe çar
Kurdî
Bacanên PelçiqîRênas Jiyan · Belkî Yayınları · 201754 okunma