Tarihin eski çağlarında Kürtlerin birçok devlet kurduklarını zaman zaman komşu halkların topraklarını işgal ettikleri bir gerçektir. Kürt halkının o dönemlerde işgal ettikleri toprakları da Kürdistan sınırlarına katmamak gerekir. Çünkü Kürt halkının başkalarının toprağında gözü yoktur ve başka hakları egemenliği altına alma diye bir sorunu da yoktur. Sonuç olarak, Kürt halkının yüzyıllardır üzerinde yaşadığı ve hiçbir zaman terk etmek istemediği kendi ülkesi olan Kürdistan'ın coğrafi sınırlarını şöyle tanımlarsak yanlış olmaz. Kuzeyde Erzurum ve Kars'tan Urmiye Gölüne, Doğu'da Urmiye Gölünden Zagros Dağlarına paralel olarak İran denizine;
Güneyde İran denizinden Zagros dağlarının batısında, Zagros dağlarına paralel olarak eski Babil şehirlerine, Bağdat'a, oradan Dicle Nehrinin doğusundan batısına geçerek, Süleymaniye, Musul, Kerkük'ü sınırlarını içine alarak batıya çizilen bir çizgi ile Suriye'nin kuzeydoğusu Halep'ten iskenderun'a, Batıda iskenderun'dan Maraş, Malatya, Sivas, Erzincan ve Dersim'den Erzurum'a dayanan sınırlar, Kürdistan'ın gerçek sınırlardır. Yüzölçümü ise 500.000 kilometre kareden biraz fazladır.