Bize ne oldu? Korkusuzluğuyla, cesaretiyle, yenilmezliğiyle övülen; tutsak edilmektense ölmeyi yeğleyen bir ırk olarak bildiğimiz, gurur duyduğumuz biz Türkler, nasıl oldu da sessizlik içinde yapılanları öylece eli kolu bağlı bir şekilde izler hale geldik?
Ben artık çok yoruldum… Ekonomik olarak çökmüş, ahlaken bozulmuş, değerleri altüst edilmiş bir millet haline geldik. Nerede o yoksul, aç olmasına rağmen özgürlükleri, vatanları ve kutsal saydıkları bayrakları için savaşan Türk Milleti? Yavaş yavaş unutturdular kimliğimizi, susturulduk, korkutulduk. Türk kimliğiyle ilgili her şeye adeta savaş açıldı. Öyle “makul” gerekçeler sunuldu ki… Bizim, çoğu zaman aklı yerine gündelik kaygılarıyla hareket eden halkımız sustu: “Vardır devlet büyüklerinin bir bildiği” denildi. Koskoca devlete zarar verecek halleri yoktu ya büyüklerin! Asıl önemli olan maaştı, maaşa verilen zamdı, işsiz kalmamaktı. Ha bir de konuşmanın bile bedeli olabileceği korkusu vardı, o soğuk denilen yere gitmemek önemliydi. Her şey bitti, karnedeki Atatürk ve Türk Bayrağına bile göz dikildi. Eğitimin içinin boşaltılması yetmemişti çünkü!
Bizim milletimiz kadar unutkan, bu kadar çabuk tepkisizleşen başka bir millet var mıdır bilmem. Yumurta kapıya dayanmadan, canımız gerçekten yanmadan, “yılan bize dokunmadan” kıpırdamaz olduk.
Düşünmek yorucu, sorgulamak yıpratıcı geliyor bizim milletimize. Nasıl olsa onların yerine düşünenler olacak: Doğru ya da yanlış, ne fark eder? Önemli olan iş, aş, evlilik! Sen gerisini karıştırma, sonra başına dert açılır, aman ha!
Atatürk’ü hâlâ tam anlamıyla anlayabildiğimizi sanmıyorum. Anlamak için çok çabalarım ama her seferinde daha da hayrete düşerim. Böyle bir halkı bir araya getirip kimliğimizi hatırlatabilmiş, vatanı, toprağı canımız pahasına korumayı öğretebilmiş bir