N

N
@zamangemisi
Tıp
16 Haziran
177 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Zafer her şeyi örter mi?
6/10
·320 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 18:38
Çok güzel başlayıp kötü ilerlemesi üzücüydü. Hindistan seferi son derece etkileyiciydi. Çıplak Hintli ile Timur’un konuşmaları, hatta Siva’nın çıplak Hintlinin elinde geleceği gösterişi, fillerin üzerine develerle gidiş, dağlardan ‘uçarak’ geçiş… O bölümlerde gerçekten büyük bir komutanın zekası, cesareti, ihtişamı hissediliyordu. Keşke böyle devam etseydi. Ne yazık ki kitap bambaşka bir yönde ilerlemeye başlıyor. Altmış yaşlarındaki Timur'a bir mektup geliyor: 'Kızımla evlenmenizden çok mutluluk duyarım' diye. Bu kız da güzelliğiyle her yerde adını duyurmuş on beş yaşında bir kız. Yaş farkından dolayı duruma olumsuz bakan Timur, yine de gidip kızı görmek istiyor. Tacir kılığına girerek kızın evine gidiyor. Kızın güzelliğinden büyüleniyor ve evlenmek istediğini söylüyor. Kızın istemediği her halinden belli olsa da, en başta kimliğini gizlemeyi tercih eden cihangir, kendisinin Timur olduğunu söyleyerek kıza tekrar düşünmesi için zaman tanıyor. Kızın isteği olmadan evliliğin olmayacağını söylese de, ismini ortaya koyması, tehditkar halleri aslında kıza pek de açık kapı bırakmıyor. Tarihi roman deyip geçmek istedim. Ama gözümün önüne ihtiyar bir adamın küçücük kızı öpmeye çalışıp ‘küçük’, ‘çocuk’ diye hitap etmesine rağmen güzelliğinden büyülendiği için evlenmekte ısrar etmesi gelince rahatsızlığım had safhaya ulaşıyor. Belki bunlar erkekler için rahatsız edici olmayabilir ancak hayatı boyunca sözlü, fiziksel ya da göz temasıyla dahi olsa tacize uğrayan biz kadınlar için oldukça tetikleyici diye düşünüyorum. Bu gibi konuların romantize edilmeye çalışılması beni rahatsız ediyor. Evet, aşkı çok güzel anlatan cümleler var, ama onların yaşlı bir adamın torunu yaşındaki kız çocuğuna kurulduğu da bir gerçek! Yanlış yaptığını içten içe bilmesine rağmen, o yoldan vazgeçmiyor.
Edebiyat & Roman
TimurlenkM. Turhan Tan (Mehmet S. Fethi) · Ötüken Neşriyat · 202128 okunma
Faruk isimli okura yanıt verildi
N
Haklısınız, bu bir roman. Ben de tarihsel Timur’dan ziyade, romanda çizilen karakter üzerinden değerlendirme yaptım. Yaptığım incelemede de tarihi romanlardan beklentilerimi belirterek, bu eser özelinde yorumlarımı paylaştım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kadınların başarısızlığı diye sunulan şey
Bir kız çocuk her gün kızların erkeklerden daha yeteneksiz olduklarını ve yalnızca önemsiz işler yapabileceklerini işitip duracak olursa, bu kız çocuğun, kadınların daha acı bir kaderi olduğuna ve bu kaderi değiştirmenin mümkün olmadığına kesin olarak inanmasına ve çocukluğunda yeterince eğitim görmediği için de er geç kendi yeteneksizliğine gerçekten inanır hale gelmesine şaşmamak gerekir. Bu şekilde cesaretini yitiren bir kız çocuk, bir kızın “erkeklere ait” işlere girebilmesi imkanlarının büsbütün ortadan kalkmamış olduğu durumlarda, bu gibi işlere, o iş için gereken ilgiyi duyamayacağı gibi bir önyargı ile de yaklaşmaktadır. Önceleri böyle bir ilgi duymuş olsa bile, çok geçmeden ilgisini yitirmekte, böylece o iş için gerekli olan hazırlıklardan yoksun kalmaktadır. Bu şartlar altında, kadınların yeteneksizliğini öne süren iddialar geçerli imiş gibi görünmektedir. Bunun iki nedeni vardır. İlk olarak, bir insanın değerinin genellikle yalnız iş açısından ya da tek yönlü ve bencil düşüncelerle açıklamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan, işlenen suç veya hata daha da artmaktadır. Bu gibi önyargılarla, başarı ve yeteneğin ruhsal gelişme ile ne derece iç içe girmiş olduğunu kavramamız mümkün değildir. Bu bizi, kadınların daha yeteneksiz olduğu şeklindeki safsatanın ortaya çıkmasına yol açan ikinci ana etkene götürmektedir.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Psikoloji
N isimli okura yanıt verildi
N
@iletisim_sanattir Kimse farklılıkları yok saymıyor, zaten her anlamda eşit ve aynı olsaydık cinsiyet ya da birey kavramlarından söz edemezdik. Ancak kadınlara sırf biyolojik farklılıklar üzerinden daha hassas davranılması gereken bir grup gibi yaklaşılması, adalet gibi evrensel bir kavramı kadınlara özgü bir alana indirgemek bana doğru gelmiyor. Kadınlar korunmaya ya da özel muameleye muhtaç bireyler değildir (normal şartlarda). Şunu da göz ardı etmiyorum: Bugün içinde yaşadığımız toplumsal zihniyet, kadınları ne yazık ki korunmaya muhtaç hale getiriyor. Kadını cinsel bir nesneye indirgeyen erkeklik anlayışı ya da kadını yalnızca “anne”, “ev kadını” gibi dar kalıplara sıkıştıran toplumsal bakış, bu sorunun temelinde yer alıyor. Benim vurguladığım temel nokta şu: Kadınlar erkeklerle aynı koşullara sahip olduklarında, iki cinsiyet arasında belirleyici farklar kalmaz. Başarı, yetenek ve üretkenlik gibi konular cinsiyetten değil, bireysel farklılıklardan beslenir. Tartışmayı bu eksenden uzaklaştıran yaklaşımların, iyi niyetli görünse bile, kadınları kırılgan, güçsüz ve erkeklerden aşağı bir konumda düşünmeye zemin hazırlayan önyargıları beslediğini düşünüyorum. Aslında sonuç olarak olması gereken nokta üzerinde hemfikiriz ancak teori ile pratik örtüşmüyor. Eğitim her iki cinsiyet için de nitelikli ve eşit koşullarda sunulmadıkça, toplumsal bakış açıları bu kadar cinsiyetçi ve kısıtlayıcı olmaya devam ediyor. Bugün kadınların dezavantajları birçok alanda daha yoğun. Çözüm, bu şartların kökten değişmesinden geçiyor.
Kadınların başarısızlığı diye sunulan şey
Bir kız çocuk her gün kızların erkeklerden daha yeteneksiz olduklarını ve yalnızca önemsiz işler yapabileceklerini işitip duracak olursa, bu kız çocuğun, kadınların daha acı bir kaderi olduğuna ve bu kaderi değiştirmenin mümkün olmadığına kesin olarak inanmasına ve çocukluğunda yeterince eğitim görmediği için de er geç kendi yeteneksizliğine gerçekten inanır hale gelmesine şaşmamak gerekir. Bu şekilde cesaretini yitiren bir kız çocuk, bir kızın “erkeklere ait” işlere girebilmesi imkanlarının büsbütün ortadan kalkmamış olduğu durumlarda, bu gibi işlere, o iş için gereken ilgiyi duyamayacağı gibi bir önyargı ile de yaklaşmaktadır. Önceleri böyle bir ilgi duymuş olsa bile, çok geçmeden ilgisini yitirmekte, böylece o iş için gerekli olan hazırlıklardan yoksun kalmaktadır. Bu şartlar altında, kadınların yeteneksizliğini öne süren iddialar geçerli imiş gibi görünmektedir. Bunun iki nedeni vardır. İlk olarak, bir insanın değerinin genellikle yalnız iş açısından ya da tek yönlü ve bencil düşüncelerle açıklamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan, işlenen suç veya hata daha da artmaktadır. Bu gibi önyargılarla, başarı ve yeteneğin ruhsal gelişme ile ne derece iç içe girmiş olduğunu kavramamız mümkün değildir. Bu bizi, kadınların daha yeteneksiz olduğu şeklindeki safsatanın ortaya çıkmasına yol açan ikinci ana etkene götürmektedir.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Psikoloji
N isimli okura yanıt verildi
N
@iletisim_sanattir Kadınların erkeklerle eşit kapasiteye sahip olduğunu kabul edip buna rağmen yaşanan eşitsizlikleri yok saymak çelişki yaşatır. Sorun biyolojik, fizyolojik ya da ruhsal farklılıklar değil, kadınların eşit koşullara erişememesi. Koşullar eşit olursa cinsiyet farkının önemi kalmaz. Bireysel farklılıklar ön plana çıkar, kişinin emeği, şansı gibi faktörler devreye girer. Ayrıca erkekleri aç kurt gibi genelleyici ve yaftalayıcı ifadelerle tanımlamak da bireysel sorumluluğu unutturuyor. Bu tarz yaklaşımlar, eşitsizliği eleştirmek yerine onun başka bir genelleme ile yeniden üretilmesine sebep oluyor. Aslında toplumdaki genel sorun da bu: eşitsizliği tartışırken, asıl soruna odaklanmak ve çözüm üretmek yerine, aynı kısır döngü içinde yeni problemler yaratıyoruz.
Kadınların başarısızlığı diye sunulan şey
Bir kız çocuk her gün kızların erkeklerden daha yeteneksiz olduklarını ve yalnızca önemsiz işler yapabileceklerini işitip duracak olursa, bu kız çocuğun, kadınların daha acı bir kaderi olduğuna ve bu kaderi değiştirmenin mümkün olmadığına kesin olarak inanmasına ve çocukluğunda yeterince eğitim görmediği için de er geç kendi yeteneksizliğine gerçekten inanır hale gelmesine şaşmamak gerekir. Bu şekilde cesaretini yitiren bir kız çocuk, bir kızın “erkeklere ait” işlere girebilmesi imkanlarının büsbütün ortadan kalkmamış olduğu durumlarda, bu gibi işlere, o iş için gereken ilgiyi duyamayacağı gibi bir önyargı ile de yaklaşmaktadır. Önceleri böyle bir ilgi duymuş olsa bile, çok geçmeden ilgisini yitirmekte, böylece o iş için gerekli olan hazırlıklardan yoksun kalmaktadır. Bu şartlar altında, kadınların yeteneksizliğini öne süren iddialar geçerli imiş gibi görünmektedir. Bunun iki nedeni vardır. İlk olarak, bir insanın değerinin genellikle yalnız iş açısından ya da tek yönlü ve bencil düşüncelerle açıklamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan, işlenen suç veya hata daha da artmaktadır. Bu gibi önyargılarla, başarı ve yeteneğin ruhsal gelişme ile ne derece iç içe girmiş olduğunu kavramamız mümkün değildir. Bu bizi, kadınların daha yeteneksiz olduğu şeklindeki safsatanın ortaya çıkmasına yol açan ikinci ana etkene götürmektedir.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Psikoloji
N
Yıllardır “O zaman bana şu konuda başarılı kadın isimleri söyle” ya da “neden hep erkekler başarılı?” diyerek, aklınca kadınları küçümsemeye çalışan insanlarla karşılaştım. Bu paragrafı okumak beni o anlara götürdü. Hem rahatlattı hem de üzdü. Rahatlattı, çünkü ilk kez biri bu durumun nedenini bu kadar açık anlatıyor. Üzdü, çünkü bunun ne kadar uzun süredir ve ne kadar başarılı bir şekilde işlendiğini gösteriyor. Adler, kadınların “yetersizliği”nin nasıl olup da kadınların üzerine bir etiket gibi yapıştırıldığını gösteriyor. Önce cesaret kırılıyor, sonra imkanlar daraltılıyor, en sonunda ortaya çıkan sonuç, sanki doğal bir kanıtmış gibi sunuluyor.