Ah canım Feride!
Çalıkuşu, Gülbeşeker, İpekböceği.
Hepsi o kadar yakışıyor ki sana.
Binbaşı olan Feride'nin babası, eşinin vefatı üzerine Feride'yi büyükannesine emanet eder ve yurt dışına çıkar. Feride bir süre babaannesinde kalır. Babaannesini de kaybedince teyzelerine kalmak zorunda kalır.
Kuzeni, büyük aşkı ve kısa bir süre nişanlı kaldığı Kâmran, her ne kadar Feride'yi sevdiğini belirtse de onu yurtdışındayken aldatır. Feride bu haber ile yıkılır ve kaçar.
Hayat dolu, sevecen bir kız olan Feride, hayatın zorlukları ile bu dönemlerde tanışır.
Anadolu'nun en ücra, en şartları elverişsiz çeşitli yerlerine öğretmenlik yapmak üzere gider. Gittiği her yerde ne kadar sıkıntıları olsa da güzel şeyler de biriktirir. Gittiği bir köyde bir talebesini evlat edinir ve ona annesi gibi bakar.
Munise ona hayat arkadaşı olur.
Bu sırada çıkan dedikodular nedeni ile kendisinden yaşça büyük, baba gibi gördüğü biri ile evlenir.
Kısa sürede kızını da eşini de kaybeden Feride, eşinin vasiyeti üzerine teyzesine gider.
Eşi Feride'nin günlüğünü Kâmran'ın okuması için bunu yapar.
Kâmran, Feride'nin her anını yazdığı günlüğünü okudukça anlar ve bir daha bırakmaz Feride'yi..
Kitap dolu doluydu, birçok konuyu ele almıştı. Savaştan izler de taşımakta.
En sevdiğim kitaplardan biri oldu.
Kesinlikle 544 sayfalık bir kitaptan çok fazlasıydı.
Okuyalım,okutalım..