Japon edebiyatına ilk girişimi bu kitap ile yapmış bulunmaktayım. Benim için ilgi çekici bir okuma oldu. Yazar Şuci Tsuşima’nın “Osamu Dazai” müstearı ile yazmış olduğu bir otobiyografik kitap. Dazai, bu kitabında “Yozo” adlı bir karakter ile kendi hayatının bir portresini bizler için çizmekte. Her ne kadar baş karakter Yozo ve Dazai’nin hayatı birebir benzemese de büyük bir paralellik olduğu söylenmekte.
Toplumdan korkan, ondan uzakta kalmak isteyen, kendisini en baştan beri hayal kırıklığı olarak gören bir ötekinin hikayesi. Başkahraman Yozo kimsenin onu kendi benliğiyle kabul etmeyeceğini, onu o şekilde sevmeyeceğine küçük yaşta öylesine benimsemiş ve kabullenmişki yıllar boyunca takmak zorunda kalacağı bir maske oluşturmuş kendisine. “Soytarılık” dediği bu maske ile kendi iç dünyasındaki depresifliği, acıyı ve kederi herkesten saklamış ve soytarıyı oynayarak etrafındaki herkesi güldürerek kendisinin sevdirmeye çalışmış ve uzun bir süre boyunca da bunu başarmış. Yozo, herkesten ve her şeyden o kadar korkuyor ki bırakın insanlar ile iletişim kurmayı, onlar ile konuşmayı bile bilmiyor. Çok parlak bir zekası olmasına rağmen bunu soytarılığın arkasında gizliyor ve yegane amacını kendi iç dünyasında yaşadığı fırtınaları gizlemek olarak belliyor. Bir süre soytarılıkları ile yaşayan Yozo büyüdüğünde ise bazı şeyleri bu şekilde elde edemeyeceğini anlıyor. Çünkü kasten oynadığı bu soytarı rolünün ardındaki benliğini görebilen gözler olduğunu fark ediyor. Zira tam olarak o saatten sonra bakış açısı değişmeye başlıyor. Daha çok korkuyor. İçerisindeki zifiri karanlığı, gerçek benliğini başkalarıda görecek diye ödü kopuyor. Büyüdükçe kendi etrafını alkol, kadınlar ve başka kötülükler ile sarmaya başlıyor. Kendisini en dipte hissettiği ve kaybedeceği bir şeyinin artık