Orwell'in diğer eserleri gibi 1984 ve Hayvan Çiftliği'nin gölgesinde kalmış; muazzam bir alt-orta sınıf hikayesi.
Orwell, kendine has üslubu ve yarı otobiyografik ögelerle, bizzat yaşadığımız hayatın da en az yarattığı distopik dünyalar kadar karamsar ve bunaltıcı olabileceğini; yanından geçtiğimiz insanların ve mahallemizdeki arka sokakların kâh fark etmediğimiz kâh görmezden geldiğimiz hallerini önümüze sermiş.
Para tanrısına ve kapitalist sistemin yarattığı aşağılık düzene kökünden savaş açmış bitkin bir şairin iç dünyasını, iş ve aşk hayatını, arkadaşlık ve komşuluğunu, fikirlerini ve onların yaşam tarzını nasıl etkilediğini iyice içine kapılarak takip ettiğimiz bu romanda, Gordon'ın savaşında ne denli başarılı olacağını merak ederek satırları kovaladığımız oldukça gerçek bir hikaye anlatılıyor.
Etkileyici, akılda kalıcı, iç bunaltıcı.
Kitap hakkında birkaç kelimelik bi' açıklama istense -biliyorum çok klişe bi' tabir-, eğlendirirken öğreten diyebilirim.
Kitap, Suuiçi'nin 7 hikayesinin derlenmesi. Bu yedi hikayenin yedisinde de her ne kadar akıl almaz şeyler olsa da alacağınız, hiç değilse anlayacağınız bir şeyler çıkartıyorsunuz.
Bir başyapıt olarak tanımlayamayacağım her öykü için "hiç değilse ufkunu açan şeyler" diyebilirim. Yakınımda kitap okuyan herkese ve burada bunu okuyacak olanlara kuşku duymadan önereceğim bir şey varsa o da bu gibi Japon öykü derlemesi kitaplar okumaları. Japonların uzun romanlar yazmakta diğer halklardan aşağı kalır yanları elbette yok ama kendilerinden daha iyi öykü yazarı çıkaran başka bir diyar bulmak isterseniz bu ancak bir elin parmakları kadar olacaktır.
İşin özü, bir yerde Japon Hikaye yazarlarına dair bir şeyler bulursanız, tereddüt etmeden kapın ve okuyun.
Son zamanlarda okuduğum en iyi şeylerden olmasının yanında, ben gibi fazla gerilim ya da bu tür şeyleri sevmeyen bir insanı kendine bağlayabilecek kadar başarılı.
Okurken sanki "Okuyucu bir şeyleri kaçırır, ince eleyip sık dokumaya hiç gerek yok." tarzı düşüncelerle yazıldığını hissettiren kitaplardan değildi; gerektiği gibi muğlak, sis içinde ilerlerken karakterleri ve olayı anlamamız gerektiği kadar anladığımız harika bir eserdi.
Bu gibi bi' kitapta pek de beklemeyeceğiniz şekilde bir duygusal dokunuşun varlığı ve bunun samimiyetsiz birkaç cümleyle değil de içe işleyen bir anlatıyla aktarılışı kitabı tam da "şaheser" seviyesine çıkaran son dokunuş olmuş. Böyle bir hikâyeyi aklında "acaba" kalmadan okutabilmek gerçekten ustaca bir yazarlık ister.
HırsızFuminori Nakamura · Doğan Kitap · 2017357 okunma