Hastalıklar, felaketler, savaşlar. Her biri insanlığı sarsmış yüzlerce, binlerce kayıp vermesine sebep olmuşlar ama her felaketin ardından güzel şeyler olur der gibi edebiyata yeni şeyler katıp ilerlemesini sağlamışlardır.
Jack Londan'da yaptığı araştırmalarla 'Kara Veba'yı' Kızıl Veba'ya dönüştürmüş ve bu hastalığın insanlığın sonunu getirebileceğini düşünüp, kıyamet sonrası edebiyatın öncülerinden olan bu kitabı yazmış. Çok da iyi yapmış.
Olaylar, onlarca bilim-kurgu, kıyamet sonrası yaşamı konu edinen kitaplar ve filmler izlemiş biri için çok da şaşırtıcı olmasa da, 1912 yılında yazılmış ve bu türün öncülerinden olan bu eserin hâlâ etkileyiciliğini koruduğunu itiraf etmek gerek.
Tek eleştirim bu kadar kısa olması. Keşke daha uzun daha ayrıntılı yazsaydı Jack London. Bu şekilde de okurken heyecanı, olayların şiddetini hissettim. Fakat duygulara inebilmek için çok da yeterli değildi.
Yıl 2020 bizler de aynı şeyi korona için düşünüp,sonun yaklaştığını hissediyoruz. Fakat Kara Veba da, Ispanyol Gribi'nde olduğu gibi, bunun da bir son olmadığını-- yani umarım olmadığını-- düşünmek için de olsa okunacak güzel bir eser.
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
İnsan daha yaşamadan, cennet umudunu ne yapsın. Kendi ruhları yerlerde sürüklenirken, kutsal ruha ne yapsınlar? Ölmeye sıra gelmeden önce yaşamaları şart.