Annem derdi, "Bu ülkenin, bu şehrin insanları balık gibi, hafızaları yok," diye...
Ona göre öyle çok korkutulmuş, öyle çok sindirilmiştik ki, insanlar asfaltta koşan balıklara dönüşmüşlerdi. Saçmaydı... Ama anneme göre sorulacak hesaplar vardı. Tarihten alacağı vardı insanların aslında ama asfalta düşmüş balık gibilerdi. Ne de zavallılardı. Ne de zavallıydık ya da...
"Ama aslında Lerna Hanım bir ağaç olmak ister sadece. Öyle bıkmıştır bölünmekten, ayrılmaktan ve parçalanmaktan. Ağaç olmak ister Lerna Hanım. Sadece bir ağaç... Musa Ağacı gibi mesela ya da büyük köşkün bahçesinde yalnız bir kız çocuğunu bağrına basan çınar ağacı gibi... Korkar Lerna Hanım, ağaç dışında bir şey olmaktan. En çok da insan olmaktan...