ZeyneßykrmkÜnlü

ZeyneßykrmkÜnlü
Ev hanımı
Lise
Ankara
Konya
61 okur puanı
Mart 2015 tarihinde katıldı
"Sen sanki hep kendi yaralarına bağlanmış bir kabuktun. Kaldırımına ait olmayan bir taş gibiydin. Toprağı ile kavgalı bir ağaçtın. Kendi hapishanesine dikilmiş bir duvardın. İnsan böyle doğmaz ki! Bebekler ağlamamaya çalışmazlar. Çocuklar yarım gülmeyi bilmezler. Gençler heyecanlarını saklamazlar. Yetişkinler yetişkinliklerinden bu kadar yorulmazlar. Senin hikayen nerede kırıldı da bu kadar parçalandın? Nasıl bu kadar sustun? Nasıl bu kadar kabuğuna çekildin?"
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ölme lütfen, hiçbir koşulda ölme çünkü sen çocuksun. Sen gidersen senin olduğun cümlelere utanmadan "ama"lar, "çünkü"ler, "belki"ler ekliyorlar. Vicdanların üstü örtülüyor. Konuşanlar susturuluyor ihmaller unutturuluyor ve senin gidişini olabildiğince sessizleştiriyorlar. Oysa Bir çocuk öldüğünde dünyanın çığlık çığlığa yas tutması gerekir. Koşulsuz, şartsız, gerekçesiz, bahanesiz yas tutması gerekir. Öldün daha önce, lütfen tekrar ölme! Bir sahile vurdun, bir savaşta vuruldun, bir sokakta kayboldun. Öldün daha önce. Bir cahilin elindeki silahla, bir sarhoşun kullandığı araçla, bir zalimin verdiği komutla, bir yardım elinin uzanamadığı açlıkla öldün. Seni hatırlıyorum çocuğum. Kırmızı balonlu fotoğrafınla, uçurtma uçurduğun gülüşünle, gökyüzüne bakışınla ve ölüme bakarken yüzündeki şaşkınlığınla... Unutursam ben niye varım? Senin gidişini durduramayan insan niye var? Vicdan niye var? Çocuklar ölüyorsa kalan Dünya ne işe yarar? Sen bize bakmaya devam ediyorsun. Gitmiş olsan bile, bıraktığın dünya bir cehenneme dönmesin diye seni ve sana olanları hatırlayalım istiyorsun..."
"Erkeksen ağlama diyorlar. Ve ağlamak bu kadar insanı insan yapıyorken insanlığını içinde saklıyorsun. Kadınsan çok gülmene kızıyorlar. Ve gülmek hayatı hayat yapıyorken hayatını içine gömüyorsun. Nasıl bir düzense bu! Ne çocukluğunda çocuk bırakıyorlar seni, ne yetişkinliğinde çocuk olmana izin veriyorlar. Kalıpları kırmaya çalışsan aykırı ilan ediyorlar. Sınırları aşmaya çalışsan öteki ilan ediyorlar. Sorsan, seni dünyadan böyle korumaya çalışıyorlar. Ama seni kendilerinden bile koruyamıyorlar."
"Ben güçlü olmak için ve zayıflıklarımı unutmak için kendimi çok hırpalamışım meğer. İlk defa sıkı sıkı tutmanın değil bırakmanın yaşama cesareti ile ilgili olduğunu orada anladım. Ve vazgeçtim..."
"İyi ki vazgeçtim ben bugün. Bak, söyledikçe nasıl rahatlıyorum. Vaz-geç-tim. Olmayanla bitmeyen kavgamdan, olanı kaybetme korkumdan, sürekli oldurma kaygımdan vazgeçtim. Yeniden başlayabilmek için, yeni hayaller kurabilmek için, içimde farklı sesler duyabilmek için vazgeçtim. Çevreme başka insanlar eklensin diye, iyi gelmeyenler eksilsin diye, yeni sahneler izlensin diye vazgeçtim. Biraz kendimle dolayım, benim çocukla oturayım, hazır olunca yine yola koyulayım diye vazgeçtim. Sonu başından yazılmış ezber hayatım değişsin diye,"Bir küçücük aslancık"şarkısının mutsuz sonu gelmesin diye, sonum babama benzemesin diye vazgeçtim..."