İsterseniz bir ayda 30 kitap okuyun.
Altını çizin, alıntılar paylaşın, entelektüel görünün.
Ama hâlâ öldürülen çocukların ardından “sebep oyunlar” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ dökülen onca kana, verilen onca şehide rağmen (bahsi geçen şahsı hepiniz biliyorsunuz..) “ben onu siyasetten bağımsız
okuyorum” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ bombalar altında büyüyen çocuklar için “bu benim davam değil” diyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ adaletsizliği görüp susuyorsanız,
haksızlığı izleyip tarafsız kalıyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ insanları diniyle, diliyle, kimliğiyle ayırıyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ güçlüden yana olup zayıfı görmezden geliyorsanız, bırakın okumayın.
Hâlâ bir çocuğun gözyaşı sizi sarsmıyorsa,
bir annenin çığlığı içinizden bir şey koparmıyorsa, bırakın okumayın.
Belli ki okuduklarınız sizi birer okumuş cahil yapmış, insan değil.
"O sabah Meryem, karnındaki sessizliği fark etti.
Bir zamanlar içinde kıpırdayan o küçük hayat, artık hiç hareket etmiyordu.
Bekledi, dua etti, yalvardı.
Ama bebeği, doğmadan ölmüştü.
O an Meryem anladı; bazı kadınların kaderi sevilmek değil, beklemekti…
Bekleyip kaybetmekti."
Heyecanla başlayıp hüsranla bitirdigim bir kitap. İçerisince güzel bulduğum yerler var ama gerekli bir kitap oldugunu düşünmüyorum.
Sıradan bir kitap.Kitapda;
Azra'yı okurken kendimi bir anda küçük kayığımın içinde,buldum demiş. Katiyen yalan BEN okurken odadaydım okumayı bıraktım hala odadaydım. ;))) Neyse kitap okunur ama gereksiz bence...
Keyifli okumalar...