İntiharların dayanılmaz çekiciliğini, yerleşik ahlak kurallarının güvenilmezliğini,geleneklerle gizlenmek istenen ikiyüzlülükleri, ölmeden önce mutlaka bir adam öldürmeyi, gece yolcularını,tren garlarını, karayolu modellerinin bitmek tükenmek bilmeyen yalnızlıklarını,sevdiğim roman kahramanlarından biriyle yeni bir romanın, kendi romanımın yolculuğuna çıkmayı ya da bir tümceyi hiç bitirmemeyi, zamanın akışı içinde, bir metni durmaksızın değiştirmeyi,bir küçük sevincin izini tanımlanması güç bir umut adına biraz da tedirginlikle sürdürmeyi ilk kez ne zaman düşündüğümü hatırlamıyorum şimdi .
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ed ,taşra kasabasında yaşayan taksi şoförlüğü yapabilmek için sahte belgelerle "yaşını büyütüp " taksicilik yapan Amerikan gencidir.
Bir gün işlerini halletmek için gittiği bankada bankayı soyan soyguncuların yakalanmasına yardım eder.
...Ve
Bir süre sonra posta kutusunda oyun kağıtları bulur....
Bulduğu kartlar hem Ed'in hem çevresinin hayatını değiştirir...
Kitap 1960 lı yılların beyaz dizilerine benzemekte. Biraz kişisel gelişim sosu serpiştirilmiş .
Asıl sorun dilinin sıradan,anlatımının vasat olması karşısında kitabın var olan tüm "edebî ödülleri" hemen hemen toplamış olması ".Burada aklımda bir okuyucu olarak beliren;
Kendi edebiyatımızdaki yazarların böyle bir eser yazdıkları zaman yayınevlerimizin, yazarı rencide etmek için yazılanı basmaması ama diğer yandan yabancı yazarların vasat eserlerini basmak ve reklamının yapılması için koşuşturulmsı neden olur?
Gençler bu modern beyaz dizileri neden okur? ...sorusu.