Mürebbiye, Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan okuduğum ikinci kitap. Yazar, yanlış batılılaşma üzerine yazdığı bu kitabında aynı zamanda insanı güzellik ve masumiyet kavramları hakkında sorguya itiyor.
Kitabımız, Fransa'da fahişe olarak çalışan bir kadının gayrimeşru çocuğu olarak dünyaya gelen Anjel'in hikayesiyle başlar. Annesi gibi fahişe olarak çalışan Anjel'in yolu, birtakım olaylardan sonra İstanbul'da yaşayan Dehri efendinin konağına düşer. Kendisini namuslu bir hayat yaşayıp çalışarak hayatta kalmaya çalışan iyi, masum bir mürebbiye olarak tanıtır. Güzelliği ve tatlı diliyle çok da büyük çabalara girmeden konaktaki çocukların mürebbiyesi olur. Ama huylu huyundan vazgeçmez, zamanla konaktaki erkeklerle yakın ilişki kurup aynı anda onlarla gönül eğlendirmeye başlar, ipler ha koptu ha kopacak derken kızın güzelliği onu masum biri konumunda sabit kılar.
Okuması kolay ve eğlenceli bir kitaptı. Dönemin yapısını ve alafranga merakını, sade bir üslupla başarılı bir şekilde aktarmış yazar. Kitabı okurken eğlenmiş olsam da güzelliğin masumiyet ve iyilik olarak algılanması canımı sıktı. Eskiden böyleydi artık böyle bir algı yok da diyemiyoruz. Biri güzelse kötülükler tüm çıplaklığıyla ortada olsa bile bir şekilde aklanmaya mı çalışılmalı?