Erkek ve kadın ilişkilerindeki hiyerarşik çatışmaların anlam kazandığı, bir kadının bile belki farkında olmadan hayatının rutini haline gelen zorlukların okuyucunun yüzüne çarptığı ve edebiyattaki bir çok eserden örneklerle anlatılmak istenilenin desteklendiği mükemmel bir kitaptı.
Kitabın kapağını kapattığımda artık kendimi herşeyin daha farkında ve bir kadın olmaktan daha gururlu fakat bahsi geçen zorlukların günümüzde de geçerli olduğunun bilinciyle umutsuzluğa kapılmış, bir şeyler yapmak zorunda hisseden bir kadın olarak hissediyordum.
Virginia Woolf'un en sevdiğim yazar olan ama bu kitabı okuyana kadar neden bu kadar sevdiğimi anlayamadığım Shakespeare hakkındaki düşüncelerini çok haklı ve anlamlı buldum. Kitabın en güzel bölümlerinden biri de zaten Shakespeare'in bir kız kardeşi olması varsayımı ile kadınların edebiyat dünyasına kabul edilmemesinin eleştirilmesiydi.
Woolf'un okuduğum ilk kitabıydı ama çok daha fazlasını okumak için sabırsızlanıyorum şu an. Üstelik kitapta alıntılar yaptığı kitapları ve yazarları da okumak üzere listeme aldım