Zaman, kar kristalleri gibi ayağına batsa da, yolculuk duygusunun esrikliği gizemli bir tada dönüşüyordu gittikçe. Saklı vadileri keşfetti küçük yıldız, karadeliklerde dolaştı. Ateşarabalarına binip manyetik rüzgârlar denizine indi. Başına belalar açmada gittikçe ustalaşıyordu artık. Kendine yönelmiş bir tehdit gibiydi. Asteroidlerin meteor yağmurlarına uğramış bedenleri delik deşikti. Cüzzamlılara benziyorlardı. "Ölüm" dedi küçük yıldız, "Ölüm beni çirkinleştirmeden yok olma yollarını öğrenmeliyim." Sonra öteki galaksilerin uğuldayan rüzgârlarına yöneldi. Nebulalar arasından kayarken bir yandan da türküler söylüyordu, yıldız türküleri.
Evren umutlardan da küçükmüş
Mutsuzluk daha büyükmüş meğer