Kitabı okuduktan sonra “ya şimdi ya hiçbir zaman” demeye başlıyorsunuz artık çoğu işinizi yaparken. Ertelememeyi tembellikten kurtulmayı hedefliyorsunuz. Çünkü Oblomov o kadar isteksiz, hevessiz, tembel ve yaşama sevinci kalmamış bir karakter ki aslında çoğumuzun ara sıra kendini içinde hissettiği bir durum bu “Oblomovluk” . Hatta okurken “hayır ya bu kadar değilimdir herhalde, olmamalıyım, kendine bi çeki düzen vermen gerektiğini anlamışsındır herhalde” gibi söylemlerde bulundum kendime sıkça. Ve içimin daraldığını hissettiğim anlar oldu bu yüzden. Oblomovun bir kadınla tanıştıktan sonra yaşama tutunup yaşama sevincinin yerine geldiği anlar beni çok mutlu etti ama yine de Oblomov “Oblomovluk”tan vazgeçemedi. Bir insanın değişmesi biraz zordur aslında bunu da görmüş oluyoruz. Sonrasında da şöyle avuttum kendimi bu şekilde mutlu hissetti kendini eğer mutluysa sorun yok (peki gerçekten mutlu muydu?) . Bunu düşündüm. Ama böyle olmaması gerektiğinin farkında olarak düşündüm.Kitap gayet akıcıydı sıkılmadım hiç okurken. Özellikle kahramanda kendinizden bi şeyler bulduğunuzda sonrasını daha çok merak ederek okuyorsunuz bunu fark ettim. Okumak isteyenler ertelemeden okusunlar derim, şimdiden keyifli okumalar…