Çok istenen bir şey gerçekleşmeye yüz tuttuğunda yaşanan panik, onca hazırlığa rağmen hazırlıksız yakalanma hissi ve ondan boşalacak yere ne konacağını bilmeme hali. Bu da bitti, ee şimdi?
Bir şeyleri elimde tutmak için uğraşmaya inanmıyorum artık. Bırakmaya inanıyorum. Ben artık tutmayayım, sıkmayayım, endişe etmeyeyim, öyle kendi haline bırakayım her şeyi, kalacakları varsa kalsınlar, gideceklerse de gitsinler istiyorum.
Ama yaşamak işinde dikiş tutturamadım işte. Hayattan yıldım, yoruldum. Vesna'ya da söylediğim gibi, kararım bir anlık cinnet değildi, uzun sürmüş bir yorgunluğun neticesiydi. Akılla, mantıkla verilmiş bir tür istifa dilekçesi. Sebebim basitti. Madem doğru düzgün yaşayamadım ve anlaşılıyor ki kalan hayatımda da becerip yaşayamayacağım, öyleyse bu çıldırtıcı çaba neden? Vakitlice, kendi gönlüme göre öleyim de kurtulayım dedim. Ne var ki çevremdekilere anlatabileceğim, anlaşılmayı umabileceğim bir karar değildi bu. Böyle durumlarda insanlar hayatın ne kadar yaşanası bir armağan olduğundan filan bahsediyordur herhalde. E, sizinki öyleyse buyurun yaşayın! Ben istemiyorum, şiirdeki gibi, üstü kalsın!