Kitabı yarım bıraktım çünkü Ryle adeta mental sağlığımla oynuyor. Lily'nin Ryle'ye olan tavrı da cabası. Kitabı okumadan önce okuduğum yorumlardan kaynaklı da olabilir, Ryle istemsizce canımı sıkıyor. "Bu yüzden mi kitabı yarım bıraktın?" diyeceksiniz evet, bu yüzden. Atlas karakteri olaylara dahil olana kadar da mutsuz ve huzursuz olacağım. Tekrar okumaya başlayacağım elbet ama önce sinirimden yastıkları ısırmayacağım bir kitap okumam lazım. Bizimle Başladı Bizimle Bitti
İnsanların çaresizliği betimleyiş şekilleri dikkatimi çekerdi hep. amok hali bana göre abartılı bir çaresizlik hali olarak başarılı bir şekilde betimlenmişti, mükemmel işlenmiş acı dolu bir kriz anı. Yaşamayacağıma emin olduğum bir durumda nasıl hissedeceğimi biliyor olduğum gerçeği içimi ürpertiyor. Bir Stefan klasiği. Amok'a nazaran edebi değeri daha yüksek, daha kült kitapların olduğunu iddia edenlerin acıdan zevk almadıklarını - bu övünülmesi gereken bir şey mi tartışılır- düşünürüm. Ya da sadece Dorian Gray'in Portresi'ni veya Genç Werther'in acılarını okumuşlardır ve daha büyük bir buhran hissiyle savaşıyorlardır. Stefan ZweigAmok Koşucusu
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,5bin okunma
Etkisinden çıkmam için biraz zamana ihtiyacım var. Sonu kapakta yazıyor olmasına rağmen neden bu kadar ağladım bilmiyorum, halbuki bildiğim için daha az üzülürüm diye düşünmüştüm. Somut ölüm bizi üzen şey olmuyor, insanın arkasında bıraktığı anılar her şeyi daha anlamlı yapıyor. İzlediğim ya da okuduğum şeyleri çabucak unutmak gibi bir sorunum var, aslında her şeyi unutuyorum ama bu 'her şey' kitapları unutmak kadar üzmüyor beni. Bu kitabı ve hissettirdiklerini unutmak istemiyorum. Bir de, Sayın yazar Adam Silvera'nın kitabı büyük bir sırıtışla tutan fotoğraflarına tezat olarak yatağımında cenin pozisyonunda ağladığım gerçeği ironik geldi. Yazar, havalı biri. Adam SilveraVe Sonunda İkisi de Ölür