Türk demokrasisinin üzerinde yükseleceği basamaklar Atatürk ilkeleridir. O basamakları ayağımızla iter de uygarlık katına merdivensiz tırmanmaya kalkışırsak, her defasında tepeüstü yuvarlanacağımızdan şüphemiz olmasın.
Gericiliği sömürmek, hitap edilen kitle saf ve bilgisiz olduğundan, çok daha rahat, çok daha kolaydır. Yobazlar halkımızın okumasını neden istemezler? Latin harflerine, arı Türkçeye, laikliğe ve bütün devrimlere neden düşmandırlar? Neden söz ve yazı hürriyetlerine karşıdırlar? Bütün bu neden’lerin nedenini biliyoruz. Çünkü sömürgen yobazın dayandığı kitle yeter derecede aydınlatılmamıştır; olayları kendi kafasıyla eleştirip bir yargıya varmak gücünden yoksundur.
Onuncu yıl nutkundan otuz yıl sonra da olsa, Türk milletinin mutluluğu, yalnız ve yalnız Atatürk ilkelerinin utkusuna bağlıdır.
Cumhuriyet, 31 Aralık 1962
Atatürk’ün yüce adını maskara olmaktan kurtarmak için bari biz bu adamlara karşı durmasını bilelim ve göğsümüzü gere gere onlara seslenelim: Çağdaş uygarlığa sırt çevirmek Atatürkçülükse, biz Atatürkçü değiliz. Hayatta en hakiki mürşit ilim değilse biz Atatürkçü değiliz. Vicdan ve fikir özgürlüğü doğruyu aramak, doğruya inanmak, inandığımızı savunmak hakkını bize vermiyorsa biz Atatürkçü değiliz. Ulusal bağımsızlık başkalarının uydusu halinde yaşamak anlamına geliyor ve halkçılık ilkesi halkın bir mutlu azınlık elinde cennet vaadleri ile ömrü-billah sömürülmesi sayılıyorsa biz Atatürkçü değiliz!