Totem ve Tabu, Freud’un bireyin zihninden çıkıp toplumun zihnine bakmaya çalıştığı bir kitap.
Bu kez odakta rüyalar, nevrozlar ya da cinsellikten çok dinler, yasaklar, ritüeller ve insan topluluklarının davranışları var. Freud, ilkel kabilelerden yola çıkarak günümüz insanının inançlarını ve toplumsal kurallarını açıklamaya çalışıyor. Cesur bir girişim olduğu kesin.
Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey Freud’un kurduğu bağlantıların genişliği oldu. Bir kabile ritüelinden başlayıp suçluluk duygusuna, oradan dine, ahlaka ve uygarlığa uzanabiliyor. Bazen bu geçişler oldukça etkileyici. Bir düşüncenin peşinden gidip onu farklı alanlarda sınama çabası kitabı ilgi çekici kılıyor.
Ancak aynı noktada bazı soru işaretleri de oluşuyor. Freud’un kimi çıkarımları bana gözlemden çok yorum gibi geldi. Özellikle insanlık tarihinin çok eski dönemlerine dair yaptığı bazı açıklamalar kesinlikten uzak görünmesine rağmen oldukça iddialı bir dille sunuluyor. Bu durum kitabın bazı bölümlerinde bilimsel bir çalışmadan çok, zekice kurulmuş bir düşünce deneyimi okuyormuşum hissi yarattı.
Yine de kitabın değeri bence burada yatıyor. Freud sadece insanların ne düşündüğünü değil, neden aynı şeylere inandığını da anlamaya çalışıyor. Kutsal kabul ettiğimiz şeylerin, yasaklarımızın ve korkularımızın kökenini sorguluyor. Üstelik bunu yaparken rahatsız edici sorular sormaktan çekinmiyor.
Totem ve Tabu’yu okuduktan sonra Freud’un her iddiasına katılmak zorunda hissetmedim. Hatta bazı bölümlerde ikna olmadım. Fakat kitabı kapattığımda, günlük hayatta doğal ve değişmez kabul ettiğimiz birçok şeyin aslında ne kadar karmaşık temellere dayandığını daha fazla düşünür hâle geldim.
Bazı kitaplar cevap verir. Bazıları ise insanın yıllardır cevap olduğunu sandığı şeyleri soruya dönüştürür. Ve yeni
Totem ve TabuSigmund Freud · Say Yayınları · 20167,9bin okunma
Hayatımda okuduğum en surukleyıcı seri bayıldım başladığım an bitirdim hani ve çok zekice kurgulanmış cinayetler çok detaylı verilmiş korkunc gerici surukleyıci bayıldım mukemmelsın Chris Carter
MÜKEMMEL ÇİFT
#TheKitapYayinlari #ruthware
Bugüne kadar altı milyondan fazla kitabı satılan, New York Times'ın çok satanlar listesinde yer alan güçlü yazar Ruth Ware’ nin #mükemmelçift adlı temposu hiç düşmeyen, zekice kurgulanmış ve soluksuz okuyacağınız bir psikolojik gerilim romanının yorumu ile karşınızdayım.
Yazar bu kez bizleri güneşli bir cennetin ortasında karanlık sırlarla dolu ölümcül bir oyuna davet ediyor.
Kahramanımız Lyla Santiago’ nun hayatı tam anlamıyla çıkmaza girmiştir. Üniversitede virolog olarak görev yapan bir bilim insanıdır. Lakin akademik kariyeri sallantıda, sözleşmesinin yenilenmeside belirsizdir. Hevesli oyuncu sevgilisi Nico ile işlerde hiç iyi gitmiyordur. Nico'nun yeni bir reality şov olan " Mükemmel Çift" in kadrosuna katılma fırsatı doğunca, onunla birlikte deneme yapmaya karar verir. Ödülü kazanmak için seçilen beş çift , $1 milyon dolar ödül , Güneş, deniz, kahkahalar ve bolca flört daha ne olsun her şey kusursuz …Ne gibi aksilikler olabilir ki… Değil mi?
Ne yazık ki, ıssız adaya vardıklarından kısa bir süre sonra işler ters gitmeye başlar. İlk yarışmanın herkesi sarsıp öfkelendirmesinin ardından cennet sandıkları bu ada , kısa süre içinde kabusa dönüşür. Şiddetli bir fırtına ile her şey kontrolden çıkar, Fırtına adayı dış dünyadan koparır ve yardıma kimse gelmez.
Ta ki ilk ceset bulunana kadar...
Güvenilecek kimse kalmıyor. Ve her yeni ölümle birlikte tek bir soru büyüyor:
Katil kim?
Hızlı tempolu, büyüleyici, entrika dolu ve gerçekçi karakterlerle dolu bu roman, Ruth Ware'in psikolojik gerilim kraliçesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Ben çok beğendim
Dini hikayelerden girerek başlamış, biraz sert bir üslüp olmuş, tepki çekeceği de muhakkak. Ama dikkat çekmek istediği konuyu anlatma ve asıl vurgulamak istediklerini anlamamız için göndermeleri güzel kullanmış. Çok güzel bir psikolojik analiz olmuş. Cesaretli bir anlatım.
Mükemmel bir kurgu, bu kadar genç bir yazarın bir dünya yaratıp gerçek olmayan bir biyografi yazması inanılmaz. Çok zor bir kitap herkesin okuma zevkine uygun olmayabilir.
Aklından Bir Sayı Tut | John Verdon
Bazı kitaplar vardır; ilk sayfadan itibaren sizi içine çeker, her bölümde yeni bir teori kurdurur ve her teorinizi tek tek çürütür... İşte bu kitap tam olarak öyleydi.
Okurken sürekli "Tamam, çözdüm!" dedim. Sonra birkaç sayfa sonra "Yok, hiçbir şey çözmemişim." diye kaldım. Her ayrıntının, her diyaloğun ve her küçük detayın bir anlamı varmış meğer.
En sevdiğim yanı ise okuru hafife almaması oldu. Dikkatli okuyanı ödüllendiriyor, ama aynı zamanda zekice yönlendirerek sizi sürekli farklı ihtimallere sürüklüyor.
Finale geldiğimde ise gerçekten ters köşe oldum. Aklımdan geçen isimlerin arasında bile olmayan bir sonuçla karşılaştım ve son sayfayı kapattığımda tek düşündüğüm şey şuydu:
"Ben bunu nasıl göremedim?"
Uzun zamandır okuduğum en sürükleyici gizem kitaplarından biri oldu. Eğer ipuçlarını takip etmeyi, teori üretmeyi ve sayfaları çevirdikçe "Bir dakika..." demeyi seviyorsanız, bu kitap tam size göre.