…Sizin bu yüce mukaddes dediğiniz kitapta ne okudum biliyor musun? Şöyle yazıyordu: Peygamber Ali'ye iki şeyi vasiyet etti. Birincisi şuydu: "Ey Ali! Ben senin sinende can verdikten sonra canım çıkar çıkmaz onu avucunun içine al ve yüzüne sür!" Ikincisi de şuydu: "Cinsel organımı iyice ört ki kimse onu görmesin. Zira kimin gözü ona ilişirse, kör olur!" Evet, işte bu kadar, bitti! Artık bana hak vermeyecek misin anne, baba? Bütün bunları kenara itip de işime baksam, hayatımı yaşasam, bilimin, düşüncenin, felsefenin, edebiyat ve sanatın peşine takılsam; bana hak vermeyecek misin?
"Yapma" Dini
Sen "Hayır/Yapma" dinini öğrettin bana, anne baba! Ben senin kızındım. Bana gösterdiğin yollar, önerilerin, bana sunduğun yaşam biçimi ve ahlâki değerler şundan ibaretti: Gitme, yapma, görme, bakma, söyleme, anlama, hissetme, yazma, okuma, me,.ma!
Şunu yapmak yok, bunu söylemek yasak... Bu ne biçim şey ki hep yasaklardan ibaret. Ben hep "yok" diyen değil; bana ne yapacağımı, ne okuyacağımı, ne anlayacağımı gösterecek, "evet" diyen bir din arıyorum.
Bir yazarın dediği gibi: "Hayırları, evetlerinden çok olan dinin vay haline!" Ben ise anne, baba bir "evet" dahi işitmedim!
Şimdi teorinin tümünün kilit noktalarından birine geliyoruz. Dişi tercihi genleri kendilerini yalnızca dişinin davranışlarında ortaya koyuyorlarsa da, bu genler erkek vücutlarında da mevcutturlar. Aynı şekilde, erkeğin kuyruk uzunluğu genleri dişilerin vücudunda da vardır, kendilerini dişi vücudunda ortaya koysalar da, koymasalar da. Genlerin etkilerini göstermemeleri fikri çok zor bir fikir değil. Bir adamın uzun penis genleri varsa, bu genleri kızına aktarması olasılığı oğluna aktarması olasılığıyla tam olarak aynıdır. Adamın oğlunda bu genler kendilerini ortaya koyacak, kızındaysa, elbette koymayacaktırlar çünkü kızın penisi bile yoktur. Fakat adamın torunları olduğunda, kızının çocuklarına bu uzun penis genlerinin aktarılması olasılığıyla oğlunun çocuklarına bu uzun penis genlerinin aktarılması olasılığı aynıdır. Genler bir vücutta taşındıkları halde etki göstermeyebilirler. Bununla aynı şekilde, Fisher ve Lande, kendilerini sadece dişilerde ortaya koyuyor olsalar bile, dişi tercihi genlerinin, erkek vücutlarında da taşındıklarını varsayarlar. Ve kendilerini sadece erkeklerde ortaya koyuyor olsalar bile, erkek kuyruğu genlerinin, dişi vücutlarında da taşındıklarını.
Eşlerini seçenlerin erkekler değil de dişiler olduğunu varsaymak epey cinsiyetçi gelebilir. Ama durumun bu şekilde olmasını beklemek için iyi teorik sebepler var (Gen Bencildir isimli kitabıma bakabilirsiniz) ve uygulamada gerçekleşen şey gerçekten de bu. Günümüzdeki uzun kuyruklu dul kuşlarının erkekleri yarım düzine civarı dişiden oluşan bir haremi kendine çeker. Bunun anlamı nüfusta üremeyen erkek fazlalığı olduğudur. Bundan çıkan bir sonraki sonuç, dişilerin hiçbir eş bulma güçlüğü yaşamadıkları ve seçici olma pozisyonuna sahip olduklarıdır. Bir erkeğin dişilere çekici gelerek kazanacağı şey oldukça büyüktür. Bir dişinin erkeklere çekici gelerek kazanacağı çok az şey vardır, çünkü zaten talep görmesi kesindir.