Yaşar Kemal bu kitabında bir "toplumun vicdanı" gibi davranır. Erzurum’da çadırda soğuktan yatağına yapışıp ölen çocuklardan Van’da sahipsiz bırakılmış köylere kadar her şeyi anlatır. Onun yaptığı sadece gazetecilik değildir; o, yoksulluktan beli bükülmüş Anadolu insanına, onların hikayelerini destanlaştırarak hak ettikleri insanlık değerini geri verir.
Kitapta yazar, halkın "iş yoktur" gibi sözlerini defalarca tekrar eder. Bu, o insanların yaşadığı çaresizliği bizim hafızamıza kazıma yöntemidir.
Nuh’un Gemisi kitapta bir sembol olarak kullanılmış. Nuh'un Gemisi, her şeyin yok olduğu bir felakette hayatta kalan umudu temsil eder. Yazar, bu insan hikayelerini yazarak umudu yaşatmak istiyor.
Kitap, evrenin ve canlılığın sahip olduğu devasa karmaşıklığın bilinçli bir tasarımcı olmadan nasıl ortaya çıktığı sorusuna yanıt arar. Richard Dawkins, 18. yüzyıl teoloğu William Paley'nin meşhur "saatçi" argümanına karşı çıkarak, kusursuz görünen biyolojik yapılar için bir ön-tasarıma ihtiyaç olmadığını savunuyor. Yazarın sunduğu çekirdek çözüm, doğal seçilimin ta kendisi olan, geleceği göremeyen ve nihai bir amacı olmayan "kör saatçi" kavramıdır. Bu süreç, tek bir dev sıçramayla veya saf bir rastlantıyla çalışmaz; aksine küçük ve yararlı değişikliklerin nesiller boyunca korunduğu otonom bir işleyiştir. Kümülatif (birikimli) seçilim adı verilen bu algoritma, istatistiksel olarak imkânsız gibi görünen karmaşıklıkları nesiller boyunca adım adım inşa eder.
Canlılık, gizemli bir özden (örneğin eski bir tabir olan protoplazmadan) ziyade, düşük entropili ve sayısal (dijital) bir enformasyon mimarisi olarak tanımlanır. Genlerdeki DNA, tıpkı havadan dökülen bilgisayar disketleri gibi, sadece kendisini yeniden üretmek için dijital talimatlar dağıtan bir bilgi teknolojisidir. Doğadaki av-avcı ilişkileri gibi rekabetçi unsurlar bu algoritmik sistemin itici gücünü oluşturarak, organizmaları sürekli bir "silahlanma yarışına" sokar.
Sonuç olarak kitap, evrimin teleolojik (amaca yönelik) bir planı olmadığını, ancak matematiksel kesinliğe dayalı mekanik bir süreçle olağanüstü tasarımlar yaratabildiğini rasyonel bir şekilde kanıtlar.
Aynı zamanda bir ekşisözlük yazarı olan Özgür, harika sürükleyici bir kitap yazmış. Bu kitabı yine bir ekşisözlük başlığında tavsiye üzerine almıştım. Gerçekten de tavsiye edildiği kadar var. Üslup çok iyi, kurgu muazzam, verdiği mesaj harikulade.
Liyakatsızlığa, yolsuzluğa, torpile (dayı aracılığıyla) karşı milyonlarca mağdurun içindeki nefreti biraz olsun tatmin edebilecek bir intikam senaryosu. Filmi çekilse çok rahat türk sinemasında ilk üçe girer.
Metindeki sembolik senkronizasyon (Gülsarı'nın fiziksel iğdiş edilişi ile Tanabay'ın ontolojik ve ideolojik olarak iradesizleştirilmesi) dekonstrüktif yaklaşımla incelenmiştir. Deterministik çatışma ekseninde devrimci öznenin sistemik bir kurbana dönüşümü diyalektik olarak çözümlenmiş; bozkırın soğuk bürokrasi karşısındaki konumu varoluşsal bir sığınak ve kadim bir bellek olarak sentezlenmiştir. Bu süreçteki duygusal katmanlar tamamen elimine edilerek, metnin biyopolitik ve post-kolonyal eleştirisi akademik bir derinliğe rafine edilmiştir.
Otoritenin hayvan bedeni üzerindeki tahakkümü (Gülsarı'nın iğdiş edilmesi, yorga ritminin bozulması) ile bireyin zihni/iradesi üzerindeki tahakkümü (Tanabay'ın ideolojik itaate zorlanması, partiden ihracı) yapısal olarak eştir. Sistem, doğayı ve insanı aynı biyopolitik aygıtla ehlileştirir.
"Yeni İnsan" ve "Yeni Toplum" inşası, paradoksal olarak inşacılarının (Tanabay gibi sadık devrimcilerin) ontolojik varlığını tüketmesi üzerine kuruludur. Devrimci inanç, rasyonel ve ruhsuz bir parti bürokrasisine dönüştüğünde kendi evlatlarını öğüten deterministik bir makine halini alır.
Aytmatov, Elveda Gülsarı'da yalnızca kolektifleştirme döneminin sosyo-ekonomik bir eleştirisini sunmaz; aynı zamanda dogmatik ütopyaların insan doğasını ve kadim kültürel belleği nasıl bir "hiçliğe" indirgediğinin evrensel trajedisini çizer. İnsanın (Tanabay) ve doğanın (Gülsarı) kader ortaklığı, otoritenin homojenleştirici şiddeti karşısında trajik bir varoluş mücadelesidir. Sistem, biyopolitik tahakküm ile ideolojik asimilasyonu sağlarken, birey kendi mutlak yalnızlığında ve hayal kırıklığında Toprak Ana'nın dilsiz belleğine sığınmaktan başka bir çıkış bulamaz. Bu eser, post-kolonyal Orta Asya ekosisteminde, ideolojinin insan ruhunu mankurtlaştırma
‘__Kendisini yücelttiğim için beni suçlamayacak mı? Satır aralarını okumayı bilecek, bu kitabın bir ilanı aşk olduğunu, öğretmenimizin Anneler Günü için dikte ettiği övgü sözleri hariç, onu sevdiğimi asla söylemeyen benim hatamı telafi ettiğimi anlayabilecek mi?
Bunları onu yeniden yaşatmak için yazdığımı anlayabilecek mi?
Çünkü onu özlediğimi__’
jean-louis fournier 79 yaşında bir oğul olarak annesi için ‘kuzeyli annem’ kitabını yazmış. albümdeki fotoğraflara bakıp yazmış, kardeşleriyle, annesi marie'nin torunlarıyla konuşarak ve çoğunluklukla anılarını hatırlayarak. hızlı okunuyor, hadi diyelim kitaptaki parçaları aramaya ve çalmaya ve çay kahve almaya da vakit harcadınız, yine de iki saati bulmaz okumanız.
"annem bana okuduğu kitaplardan postayla alıntılar yollardı. romain gary'ninkini hiç unutmayacağım : anneme yaptığı kötülük için tanrı'yı asla bağışlamayacağım"
bu ve buna benzer bölümlere rağmen ağlak bir kitap değil. ağlama eşiği düşük olan biri olarak, bunun güvenilir bir değerlendirme olduğunu söyleyebilirim.
hatta yer yer ince bir mizahı da yok değil: "fransa'da kendisine sıcacık bir son garanti eden krematistler yani ölü yakıcılar derneğini keşfetmişti. derneğin gazetesi yeni aboneleri derneğin faaliyetlerinden haberdar ediyor. alsace'ta yeni bir krematoryum. gelecek pazara saine-maritime krematistleri için büyük barbekü partisi..." hahahha krematistler için büyük barbekü partisi son zamanlarda duyduğum en iyi etkinlik fikri!
dozunda duygusallıkla, özlediği annesini beyaz kurdeleli bir kız çocuğu halinden almış sene sene büyüterek anlatmış fournier. ölen annelerin arkasından çocuklar ne düşünür diye merak edenler için güzel bir kitap.
ölüm ve melankoli kitabın arkasında birbirini tekrar eden bir motif. hastalık hastası, hayali ölümlerden dönen,
Kuzeyli AnnemJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,746 okunma